Adli Kontrol Kararı - CMK 109 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı
Adli Kontrol Kararı - CMK 109 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı
Yapay Zeka Destekli

Bu sayfayı yapay zeka ile özetleyin

Sayfanın hukuki içeriğini saniyeler içinde okuyun; önemli noktalar ve somut ayrıntılar tek kartta toplansın.

Sayfanın YZ Özeti

Tutuklamaya alternatif en önemli hukuki mekanizma olan adli kontrol, CMK 109-115 maddeleri arasında düzenlenmiştir. YBS Hukuk Bürosu ceza departmanı tarafından hazırlanan bu makalede; adli kontrolün tanımı, çeşitleri (ev hapsi, elektronik kelepçe, yurt dışı yasağı vb.), azami süreleri ve ihlal durumundaki yaptırımlar detaylıca analiz edilmiştir. Ayrıca, AİHM içtihatları ışığında adli kontrol kararlarının somut gerekçelendirme zorunluluğu, 4 ayda bir yapılan periyodik incelemeler ve ev hapsinde geçen sürenin cezadan mahsubu (2 güne 1 gün) gibi teknik detaylar ele alınmıştır.

Bu özet yapay zeka tarafından üretilmiştir ve genel bilgilendirme amacı taşır. Somut hukuki süreçler için birebir değerlendirme gerekir.

Panoya kopyalandı

Adli Kontrol Kararı | Adana YBS Avukatlık

10 dk okuma Avukat Yakup Buğrahan SEVDİ

Adli kontrol, CMK m. 109 kapsamında tutuklama tedbirine alternatif olarak şüpheli veya sanığın belirli yükümlülükler altında özgürlüğünü koruyarak denetim altında tutulmasını sağlayan koruma tedbiridir. Yurtdışı yasağı, imza, ev hapsi, elektronik kelepçe, güvence gibi tedbirleri kapsar; karara karşı 14 gün içinde itiraz edilebilir.

Av. Yakup Buğrahan SEVDİ Av. Y. Buğrahan SEVDİ Yorumu

Adli kontrol kararı, uygulamada hâlâ “tutuklamadan kaçınma seçeneği” olarak görülmek yerine, tutuklamaya benzer bir baskı aracı gibi değerlendirilebiliyor. CMK m. 101/2-d ile m. 100/1'in zorunlu kıldığı “adli kontrolün yetersizliğinin somut olgularla gerekçelendirilmesi” ilkesini, savunma tarafının itiraz dilekçesinde köşe taşı yapmak gerekir. Özellikle ev hapsi ve elektronik kelepçe gibi ağır yükümlülüklerde “orantılılık” tartışması açılmalı; ihlal halinde tutuklama riskini en aza indirmek için mazeretin önceden yazılı bildirimi (CMK m. 112 uygulaması) ihmal edilmemelidir.

Adli Kontrol Kararı Ceza Muhakemesi Sistemindeki Yeri ve Önemi

Adli kontrol, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile Türk ceza muhakemesi sistemine dahil edilmiş, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik önemli bir koruma tedbiridir. Bu kurumun temel amacı, şüpheli veya sanığın tutuklanmasının yol açabileceği ağır kısıtlamaları önlemek ve yargılama süresince kişiyi sosyal hayat içerisinde denetim altında tutmaktır. Bu yönüyle, tutuklama tedbirine alternatif, daha hafif bir seçenek olarak tasarlanmıştır ve CMK'nın 109. maddesi ile devamındaki hükümlerde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Adli kontrol, Anayasa'nın 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5. maddesi ile güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu tedbirin uygulanmasındaki temel hedef, ceza muhakemesinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamak, şüpheli veya sanığın kaçmasını engellemek, delilleri karartmasını ya da tanıklar üzerinde baskı kurmasını önlemek ve nihayetinde yargılama sonucunda verilebilecek olası bir cezanın infazını güvence altına almaktır. Adli kontrol, kişinin özgürlüğünden tamamen yoksun bırakılmasını engelleyerek, yargılama süresince bireyin hayatına daha az müdahale etmeyi amaçlar.

Adli Kontrol Kararının Tutuklama Tedbirine Alternatif Olması Niteliği ve Ölçülülük İlkesi

Adli kontrol, tutuklama nedenlerinin varlığı halinde dahi tutuklama yerine uygulanabilen bir tedbir olarak öne çıkar. Bu durum, ceza muhakemesi hukukunun temel ilkelerinden biri olan “ölçülülük (orantılılık) ilkesi”nin somut bir yansımasıdır. Ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin, ulaşılmak istenen amaca elverişli, gerekli ve orantılı olmasını gerektirir. Suç şüphesi ve tutuklama nedenleri mevcut olsa bile, daha hafif bir tedbir olan adli kontrol kararı ile aynı amaca ulaşılabilecekse, kişinin özgürlüğünü daha fazla kısıtlayan tutuklama yerine adli kontrol kararı verilmelidir.

CMK'nın 101/2-d maddesi, tutuklama kararında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağının somut olgularla gerekçelendirilmesini zorunlu kılarak, bu önceliği açıkça vurgulamaktadır. Bu hüküm, yargı mercilerinin tutuklama kararı vermeden önce adli kontrol seçeneklerini titizlikle değerlendirmesi gerektiğini belirtir. Adli kontrol, tutuklama gibi geçici ve ihtiyari bir tedbirdir; bir ceza veya cezanın infaz aracı değildir. Ceza muhakemesinin temel prensiplerinden biri olan masumiyet karinesi gereği, yargılama süresince kişinin özgürlüğünün en az kısıtlanması esastır. Bu doğrultuda, tutuklama kararına alternatif olarak uygulanan adli kontrol kararları tutuklama kararına nispeten kişiyi hürriyetinden daha az yoksun bıraksa da; adli kontrol kararı verilirken de azami özen gösterilmelidir.

Teoride ve Uygulamada Ölçülülük İlkesi

Yasal düzenlemeler ve hukuki doktrin, ölçülülük ilkesini ve adli kontrolün tutuklamaya göre önceliğini açıkça belirtirken, yargı pratiğinde bu ilkenin uygulanmasında bazı sorunlar yaşanmaktadır. CMK'nın 101/2-d ve 100/1 maddeleri, tutuklama kararında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağının somut olgularla gerekçelendirilmesini ve tutuklamanın ölçülü olmasını şart koşar. Adli kontrol de tutuklama nedenleri varsa uygulanır. Doktrin ve Yargıtay kararları, tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğunu, aslolanın tutuksuz yargılama olduğunu ve adli kontrolün öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini sürekli vurgulamaktadır.

Uygulamadaki Çelişki

Ancak uygulamada, özellikle CMK m. 100/3'te yer alan “katalog suçlar” için verilen tutuklama kararlarının sıklıkla “genel geçer, basmakalıp ve bireyselleştirilmemiş soyut” gerekçelerle verildiği ve adli kontrol kararı verilmesi ihtimalinin göz ardı edildiği görülmektedir. Bu durum, yasal düzenlemelerin ruhu ile yargı pratiğinin çeliştiği bir tablo ortaya koymaktadır. Yargı mercilerinin, yasal ve anayasal yükümlülüklerine rağmen, tutuklamayı bir “cezalandırma ve hüküm olmaksızın infaz yöntemi” olarak kullandığı yönünde eleştiriler giderek artmaktadır. Bu çelişki, bireylerin özgürlük ve güvenlik hakkının keyfi olarak kısıtlanması riskini artırmakta, adil yargılanma hakkını zedelemekte ve Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen ihlal kararlarının temel nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

Adli Kontrol Kararı

Adli Kontrol Kararının Tanımı ve Hukuki Niteliği

Adli kontrol kararı, ceza muhakemesi sürecinde şüpheli veya sanık hakkında uygulanan bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, henüz kesin bir mahkumiyet hükmü bulunmayan, ancak kuvvetli suç şüphesi altında olan kişinin özgürlüğünü tamamen kısıtlamadan, belirli yükümlülükler altına alınması suretiyle denetim altında tutulmasını sağlar. Adli kontrol kararının temel amacı, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini temin etmek, şüpheli veya sanığın kaçmasını engellemek, delilleri karartmasını veya tanıklar üzerinde baskı kurmasını önlemek ve nihayetinde yargılama sonucunda verilebilecek olası bir cezanın infazını güvence altına almaktır.

Adli kontrol kararı, tutuklama gibi geçici bir nitelik taşır; yani, dayandığı sebepler ortadan kalktığında kendiliğinden sona ermesi gerekmektedir. Tedbirin uygulanması ihtiyari olup, hakim veya mahkeme, tutuklama şartları oluşsa bile adli kontrol kararı verme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir yetkisi, ceza yargılamasında tutuksuz ve adli kontrol kararı olmadan yargılamanın asıl, tutukluluğun ve adli kontrol kararının ise istisna olduğu ilkesinin bir sonucudur. Ayrıca, ceza hukukunun geneline hakim olan şahsilik ilkesi gereği, adli kontrol kararı yalnızca şüpheli veya sanık hakkında verilebilir; bu statüde olmayan kişilere karşı adli kontrol tedbirine başvurulamaz. Adli kontrol kararı, bir ceza mahkumiyeti kararı veya kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile hükmedilen başka bir hüküm çeşidi değildir ve adli sicil kaydına (sabıka kaydına) işlenmez.

Adli Kontrol Kararı Verilmesinin Şartları (CMK m. 109)

Adli kontrol kararı verilebilmesi için, tutuklamada aranan şartlara paralel olarak belirli koşulların bir arada bulunması zorunludur.

  • Kuvvetli Suç Şüphesinin Varlığı ve Somut Delil Gerekliliği: Adli kontrol kararı verilebilmesi için, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması şarttır. Basit veya soyut bir şüphe yeterli değildir; halihazırda dosyada yer alan delillerin ciddi ve ikna edici nitelikte olması, kişinin mahkum olma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermesi gerekir.
  • Tutuklama Nedenlerinin Varlığı (CMK m. 100 ile İlişkisi): Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde uygulanan bir tedbirdir. CMK m. 100'de belirtilen tutuklama nedenleri, adli kontrol için de geçerlidir. Bu nedenler şunları içerir:
    • Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması.
    • Şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması.
    • Bazı suç tiplerinde (katalog suçlar) tutuklama nedeninin var sayılması. Bu suçlar, kanunda açıkça listelenmiş olup, bu suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe bulunması halinde adli kontrol de gündeme gelebilir.
  • Adli Kontrolün Tutuklamaya Göre Önceliği ve Yetersiz Kalacağının Gerekçelendirilmesi: Adli kontrol, tutuklamanın bir alternatifi olarak, tutuklama şartları oluşsa bile öncelikle değerlendirilmesi gereken bir tedbirdir. Tutuklama kararı verilirken, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağının somut olgularla gerekçelendirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu gereklilik, ölçülülük ilkesinin bir yansımasıdır ve yargı mercilerinin, kişinin özgürlüğünü kısıtlamadan önce daha hafif tedbirlere başvurmasını zorunlu kılar.

Adli Kontrol Tedbirleri ve Çeşitleri (CMK m. 109/3)

CMK m. 109/3, şüpheli veya sanığın tabi tutulabileceği çeşitli adli kontrol yükümlülüklerini ayrıntılı olarak sıralamıştır. Bu tedbirler, kişinin özgürlüğünü tamamen kısıtlamadan, belirli denetimler altında tutulmasını amaçlar.

  • Yurtdışına Çıkış Yasağı: Uygulamada en sık karşılaşılan adli kontrol tedbirlerinden biridir. Bu karar alındığında, UYAP sistemi üzerinden tüm yurtdışı çıkış noktalarına (havalimanı, gümrük) derhal bildirim yapılır.
  • İmza Yükümlülüğü ve Belirli Yerlere Başvurma: Hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak (imza atmak) şeklinde uygulanır.
  • Konutunu Terk Etmeme (Ev Hapsi): Şüphelinin veya sanığın konutunu terk etmemesini öngören bir tedbirdir. Bu tedbir altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
  • Diğer yükümlülükler: Belirli yerleşim bölgesini terk etmeme, taşıt kullanma yasağı + sürücü belgesi teslimi, bağımlılık tedavisi, güvence bedeli (kefalet), silah bulunduramama/taşıyamama, mağdurun haklarını güvenceye bağlama, aile yükümlülükleri ve nafaka güvencesi, belirlenen kişi/kuruluşlarla ilişki kurmama, mesleki uğraş veya eğitime devam kontrolü, elektronik kelepçe.

Tablo: Adli Kontrol Tedbirleri (CMK m. 109/3)

CMK m. 109/3 kapsamında 12 adli kontrol tedbiri
Bent Adli Kontrol Tedbiri Açıklama
a)Yurtdışına çıkamamakŞüpheli/sanığın ülke dışına çıkmasını engeller. Uygulamada en sık karşılaşılan tedbirdir.
b)Hakim tarafından belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmakBelirli aralıklarla karakola imza vermek gibi yükümlülükler.
c)Hakimin belirttiği merci/kişilerin çağrılarına ve mesleki uğraş/eğitim kontrol tedbirlerine uymakYargılama sürecinde mesleki veya eğitimle ilgili denetimler.
d)Taşıt kullanamamak ve sürücü belgesini teslim etmekBelirli araçları kullanma yasağı, trafik güvenliğini sağlamaya yönelik olabilir.
e)Uyuşturucu, uyarıcı, uçucu madde veya alkol bağımlılığından arınmak için tedavi/muayeneMadde bağımlılığı olan şüpheli/sanıklar için tedavi yükümlülüğü.
f)Güvence bedeli (kefalet) yatırmakYargılamadan kaçma/delil karartmayı önlemek için teminat.
g)Silah bulunduramamak/taşıyamamak, silahları adli emanete teslim etmekSilahla ilgili suçlarda veya riskli durumlarda silah yasağı.
h)Mağdurun haklarını güvenceye bağlamak (aynî/kişisel güvence)Mağdurun zararının tazminini güvence altına almaya yönelik tedbir.
i)Aile yükümlülükleri ve nafaka ödeme güvencesiAilevi sorumlulukların yerine getirilmesini sağlamaya yönelik tedbir.
j)Konutunu terk etmemek (Ev Hapsi)Şüpheli/sanığın evinden ayrılmasını yasaklar. Her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır.
k)Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemekŞüpheli/sanığın belirli bir coğrafi alanı terk etmesini yasaklar.
l)Belirlenen yer veya bölgelere gitmemekŞüpheli/sanığın belirli riskli alanlara yaklaşmasını engeller.

Adli Kontrol Kararını Vermeye Yetkili Merciler

Adli kontrol kararı verme yetkisi, kişinin özgürlüğünü kısıtlayan bir tedbir olması sebebiyle yalnızca hakime veya mahkemeye aittir.

  • Soruşturma Evresi (Sulh Ceza Hakimliği): Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturma aşamasında, şüphelinin adli kontrol altına alınmasına ilişkin karar, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından verilir. Cumhuriyet savcısının bu istemi, hukuki ve fiili nedenleri içermeli ve adli kontrol uygulamasının neden yeterli olacağını somut olarak belirtmelidir. Sulh ceza hakimi, savcının talebi olmaksızın re'sen adli kontrol kararı veremez.
  • Kovuşturma Evresi (Mahkeme): Kovuşturma evresinde, yani iddianamenin kabulüyle başlayan yargılama aşamasında, sanığın adli kontrol altına alınmasına ilişkin karar mahkeme tarafından, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen (kendiliğinden) verilebilir.
  • İstinaf ve Temyiz Aşaması: Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş ise, yeni bilgi/belgelerin sunulması ve gerekirse ek delillerle birlikte kuvvetli suç şüphesi oluşmuş ve tutuklama sebebi de varsa tutuklama kararı verilebildiği gibi, adli kontrol de uygulanabilir.

Adli Kontrolün “Katalog Suçlar” Kapsamında Uygulanması Durumunda Karşılaşılan Olumsuzluklar

Adli kontrol kararı verilebilmesi için tutuklama nedenlerinin varlığı aranır. Katalog suçlar içinse tutuklama nedeninin var sayıldığı kabul edilir. Hukuk sisteminde, katalog suçların varlığı, ilgili koruma tedbirlerinin uygulanmasını kolaylaştıran bir “karine” olarak işlemektedir. Bu durum, yargı mercileri için adli kontrol veya tutuklama kararı vermeyi daha mümkün kılmaktadır.

Ancak, CMK m. 100/3'e 2021 yılında “somut delillere dayanan” ifadesinin eklenmesiyle, katalog suçlarda dahi tutuklama nedeninin somut delillerle gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu yasal değişiklik, keyfi ve gerekçesiz tutuklamaların önüne geçmeyi hedeflemişse de katalog suçlarda tutuklama kararlarının hâlâ “basmakalıp ve bireyselleştirilmemiş” gerekçelerle verildiği eleştirisi de çokça duyulmaktadır. Katalog suçların varlığı, adli kontrolün ölçülülük ilkesine uygunluğunu ve somut gerekçelendirme zorunluluğunu zayıflatma potansiyeli taşır. Eğer katalog suçlarda dahi somut gerekçe sunulmuyorsa, adli kontrol kararları da tutuklama gibi keyfi hale gelir. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve AİHM'in gerekçesiz tutuklama kararlarını hak ihlali olarak değerlendirmesi, adli kontrol için de benzer bir gerekçelendirme standardı beklentisini tarafımızda yaratsa da maalesef maktu kararlarla sıkça karşılaşılmaktadır.

AİHM · Buzadji / Moldova Kararı (Büyük Daire, 2016)

“Tutuklama tedbirini haklı kılacak ilgili ve yeterli gerekçenin, ilk tutuklama kararından itibaren sunulması gerekir.” Bu prensip, katalog suçlarda dahi somut delillere dayalı gerekçelendirme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. AYM de benzer şekilde, katalog suçun varlığının tek başına tutuklamayı haklı kılmadığını, somut olguların gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu durum, adli kontrol kararlarının da katalog suçlara dayansa bile bireyselleştirilmiş ve somut gerekçelerle desteklenmesi gerekliliğini yinelemektedir.

“Ev Hapsi” (Konut Terk Etmeme) Tedbirinin Hukuki Niteliği ve Cezadan Mahsubu

“Konutunu terk etmemek” (ev hapsi) adli kontrol tedbirlerinden biridir ve CMK m. 109/3-j'de düzenlenmiştir. Bu tedbir altında şüpheli veya sanığın geçirdiği her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. Adli kontrol genel olarak tutuklamadan daha hafif bir tedbir olarak tanımlanır ve kişi özgürlüğünden tamamen yoksun bırakılmaz. Ancak ev hapsi, kişinin hareket özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlayan, fiilen tutuklamaya oldukça yakın bir tedbirdir.

Ev hapsinin ceza mahsubunda yarı oranında dikkate alınması, bu tedbirin fiilen bir “yarı-tutukluluk” hali olduğunu desteklemektedir. Bu durum, adli kontrolün genel tanımıyla (kişi özgürlüğünden tamamen yoksun bırakmama) da bir çelişki oluşturmaktadır. Yarı oranında mahsup, kanun koyucunun bu tedbiri tutuklamaya yakın bir ağırlıkta gördüğünün bir göstergesidir. Ev hapsi tedbirinin yaygınlaşması, mahkemelerin tutuklama yerine daha “insancıl” bir alternatif sunarken, aslında kişinin özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlamaya devam ettiğini de göstermektedir. Özellikle uzun süreli ev hapsi kararları, AİHM ve AYM denetimine tabi olabilecek potansiyel hak ihlallerine yol açabilir.

Adli Kontrol Süresi ve Denetimi

Adli Kontrol Süreleri

Adli kontrol tedbirlerinin uygulanabileceği azami süreler, CMK'nın 110. maddesinde düzenlenmiştir. Bu süreler, suçun niteliğine ve yargılamanın yapıldığı mahkemenin görev alanına göre değişiklik gösterir.

  • Ağır Ceza Mahkemesinin Görevine Girmeyen İşlerde: Adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Bu durumda, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrolün azami süresi toplamda üç yıla ulaşabilir.
  • Ağır Ceza Mahkemesinin Görevine Giren İşlerde: Adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre de zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda bu süre dört yılı geçemez. Bu özel durumlar için adli kontrolün azami süresi yedi yıla kadar çıkabilir (3 yıl temel + 4 yıl uzatma).

Suça Sürüklenen Çocuklar Bakımından Adli Kontrol Süreleri

CMK, suça sürüklenen çocukların özel durumlarını gözeterek adli kontrol süreleri bakımından lehe düzenlemeler getirmiştir. Kanunda öngörülen adli kontrol süreleri, suça sürüklenen çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. Örneğin, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde suça sürüklenen çocuklar için azami adli kontrol süresi 1 yıl (2 yılın yarısı) ve uzatma süresi 6 ay (1 yılın yarısı) olup, toplamda 1 yıl 6 ay olabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise süre 1 yıl 6 ay (3 yılın yarısı) ve uzatma süresi 1 yıl 6 ay veya 2 yıl (4 yılın yarısı) olup, toplamda 3 yıl veya 3 yıl 6 ay olabilir.

Adli Kontrol Yükümlülüğünün Periyodik İncelenmesi

Adli kontrol tedbirinin geçici niteliği gereği, bu tedbirin devamının gerekip gerekmediği hususu belirli aralıklarla incelenmektedir. Bu inceleme mekanizması, tedbirin gereksiz yere uzatılmasını engellemeyi ve kişisel özgürlük hakkını korumayı amaçlamaktadır.

  • Soruşturma Evresinde: Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla karar verilir. Bu karar, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından verilmektedir.
  • Kovuşturma Evresinde: Kovuşturma evresinde mahkeme, hakkında adli kontrol kararı bulunan sanığın bu yükümlülüğünün devam edip etmeyeceğine en geç dört aylık süre içinde re'sen karar verir.

Adli kontrol kararına itiraz edilmese bile, bu periyodik incelemeler yasal bir zorunluluk olduğundan yapılmak durumundadır. Bu inceleme prosedürü, adli kontrolün bir cezaya dönüşmesini engellemek ve ölçülülük ilkesine uygunluğunu sürekli denetlemek için hayati önem arz etmektedir.

Adli Kontrol Yükümlülüklerine Uymamanın Sonuçları

Adli kontrol tedbirine tabi tutulan şüpheli veya sanığın, kendisine yüklenen yükümlülüklere uyması hayati önem arz etmektedir. Bu yükümlülüklere bilerek veya bilmeyerek uyulmaması, ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir ve kişinin özgürlüğünün daha ağır şekilde kısıtlanmasına yol açabilir.

Tutuklama Kararı Verilmesi

Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüklerinden herhangi birine kasten uymaması halinde, hakkında tutuklama kararı verilebilir. Bu durum, adli kontrol tedbirinin ihlali halinde uygulanacak en ağır yaptırımdır. Örneğin, elektronik kelepçenin açılması veya belirlenen alanın dışına çıkılması adli kontrol kararının ihlali kabul edilir ve bu durumda kişinin tutuklanması söz konusu olacaktır.

Adli kontrol yükümlülüğüne aykırı davranılması geçerli bir sebebe dayanıyorsa (örneğin hastalık gibi), kişinin mazeretini bir dilekçe ile savcılığa yahut mahkemeye sunması ve adli kontrol tedbirinin devamını talep etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, savcılık ya da mahkeme kişinin derhal tutuklanması yönünde karar verebilir.

CMK m. 112 hükmü, adli kontrol yükümlülüklerini yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı merciinin hemen tutuklama kararı verebileceğini belirtmektedir. Bu hüküm, adli kontrolün ihlalinin, suçun ağırlığından bağımsız olarak tutuklamaya yol açabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Tutuklama Süresi Sınırlandırması

Adli kontrol yükümlülüğünün ihlali nedeniyle verilen tutuklama kararlarında, tutukluluk süresi belirli sınırlar dahilinde tutulmuştur. Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin ihlali halinde de hakim tutuklama kararı verebilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Adli Kontrol Kararına İtiraz

Adli Kontrole İtiraz Hakkının Hukuki Dayanağı ve Önemi

Adli kontrol kararları, tıpkı tutuklama kararları gibi, yargısal denetime tabi kararlardır ve bu kararlara karşı itiraz kanun yolu açıktır. İtiraz, hakim veya mahkeme tarafından verilen bir kararın, bir başka merci tarafından yeniden gözden geçirilmesini talep etme hakkını ifade eder. Bu hak, bireylerin temel haklarının korunması açısından kritik bir mekanizma olup, adaletin sağlanması ve adil yargılanma ilkelerinin bir gereğidir.

Adli Kontrole İtiraz Süresi ve Başlangıcı

Adli kontrol kararına karşı itiraz, kararın ilgililere tefhim veya tebliğ edildiği günden itibaren belirli bir süre içinde yapılmalıdır. Bu süre, 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 7 günden iki haftaya çıkarılmıştır. İtiraz süresi, kararın verildiği gün dikkate alınmaksızın, kararın öğrenildiği günden itibaren işlemeye başlar. Örneğin, karar 12 Ocak'ta verilmişse, itiraz için son gün 26 Ocak olacaktır.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Edebilecek Kişiler

Adli kontrol kararına itiraz hakkı, geniş bir yelpazedeki ilgili kişilere tanınmıştır.

  • Şüpheli veya sanık.
  • Şüpheli veya sanığın avukatı (müdafii).
  • Tutuklanan kişinin yasal temsilcisi (babası, annesi veya varsa başka yasal temsilcisi).
  • Tutuklunun eşi.
  • Cumhuriyet savcısı (özellikle adli kontrol talebinin reddi veya tedbirin kaldırılması kararlarına karşı).
  • Katılan (mağdur) veya suçtan zarar gören ve katılan sıfatını alabilecek kişiler.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Mercii ve İnceleme Usulü

Adli kontrol kararına itiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. Yerinde görmezse, en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

Tablo: Adli Kontrol İtiraz Mercileri

Kararı veren mahkemeye göre adli kontrol itiraz mercileri (1 Ocak 2022 dikey itiraz reformu sonrası)
Kararı Veren Merci İtirazı İnceleyecek Merci
Sulh Ceza HakimliğiYargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hakimi (sulh ceza işleri asliye ceza hakimince görülüyorsa: ağır ceza mahkemesi başkanı).
Asliye Ceza Mahkemesi HakimiYargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi.
Ağır Ceza MahkemesiBirden çok daire varsa numara olarak kendisini izleyen daire; son numaralı daire için birinci daire; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi.

İtiraz incelemesi genellikle dosya üzerinden yapılır ve duruşma yapılmaz. Ancak, incelemeyi yapan merci, gerekli gördüğünde Cumhuriyet savcısını ve ardından müdafii veya temsilciyi dinleyebilir.

Adli Kontrole İtirazın Sonuçları ve Yargı Kararlarının Etkisi

İtiraz mercii, adli kontrol kararını inceledikten sonra iki temel karar verebilir:

  • İtirazın Kabulü: Eğer itiraz mercii, adli kontrol kararının hukuka aykırı veya gereksiz olduğuna kanaat getirirse, itirazı kabul ederek adli kontrol kararını kaldırır. Bu durumda şüpheli veya sanığın yükümlülükleri derhal kaldırılır. Adli kontrol tedbiri yerine daha hafif bir tedbirin yeterli olacağı düşünülüyorsa, adli kontrolün içeriği değiştirilebilir veya yükümlülüklerin bütünüyle veya kısmen kaldırılmasına karar verilebilir.
  • İtirazın Reddi: Eğer itiraz mercii, adli kontrol kararını yerinde bulursa, itirazı reddeder ve adli kontrol tedbiri devam eder. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir ve bir daha itiraz edilemez. Ancak, ilk defa itiraz mercii tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yolu açıktır.

Adli kontrol kararına yapılan itiraz, tedbirin uygulanmasını durdurmaz. Yani, itiraz süreci devam ederken şüpheli veya sanık adli kontrol yükümlülüklerine uymaya devam etmek zorundadır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları, adli kontrol kararlarının gerekçelendirilmesi ve ölçülülük ilkesine uygunluğu konusunda önemli standartlar belirlemiştir. Özellikle AİHM ve AYM, koruma tedbirlerinin soyut gerekçelerle değil, somut delil ve olgulara dayalı olarak verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Haksız Adli Kontrol Nedeniyle Tazminat

Tazminat Talep Etme Hakkı

Ceza muhakemesi sürecinde uygulanan koruma tedbirleri, kişinin özgürlüğünü kısıtlaması nedeniyle, hukuka aykırı veya haksız yere uygulanmaları halinde tazminat hakkı doğurabilir. Haksız adli kontrol tedbirinden kaynaklanan zararların giderilmesi, Anayasa'nın 19. maddesi ve CMK'nın 141. maddesi ile güvence altına alınmıştır.

Kişiler, aşağıdaki hallerde haksız koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası açabilirler:

  • Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler.
  • Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayanlar.
  • Kanuni hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklananlar.
  • Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyenler.
  • Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler.
  • Mahkûm olup da gözaltı veya tutuklulukta geçirdiği süre, hükümlülük süresinden fazla olanlar.

Anayasa Mahkemesi, adli kontrol tedbirinin tutuklamaya alternatif olma niteliği gereği, Anayasa'da öngörülen kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önleme gibi amaçlarla verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu, adli kontrolün de haksız uygulanması halinde tazminat hakkı doğurabileceği anlamına gelmektedir.

Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yazılarımız düzenli aralıklarla kontrol ediliyor olsa da; her gün değişen içtihatlar neticesinde yazımızın güncelliği de garanti edilememektedir. Her somut olay kendi özel koşullarına göre değerlendirilmelidir. Hak kayıpları yaşamamak için profesyonel hukuki yardım almanız tavsiye edilir.

Ceza Hukuku Makaleler Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

Bilinçli Taksir Nedir? Cezası ve Olası Kastla Farkları - TCK 22/3 - YBS Hukuk

Bilinçli Taksir Nedir? Cezası ve Olası Kastla Farkları

Bilinçli taksir nedir? Basit taksirden farkı, olası kast ile ayrımı, ceza artırımı ve Yargıtay kararları. Yazımızda 2026 yılı güncel kararlarla açıklıyoruz!

14 dk
11. Yargı Paketi (Af Yasası) Neler Getirdi - 7571 SK - YBS Hukuk Adana

11. Yargı Paketi (Af Yasası) Neler Getirdi?

11. Yargı Paketi (Af Yasası) Neler Getirdi? İnfaz düzenlemesi, denetimli serbestlik hesaplama, 4/4 mükerrir indirimi ve kapsam dışı suçlar tablosu yazımızda.

11 dk
HAGB Ne Demek HAGB Şartları Nelerdir? - CMK 231 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

HAGB Ne Demek HAGB Şartları Nelerdir?

HAGB ne demek hagb şartları nelerdir? CMK m. 231 uyarınca HAGB şartlarını, adli para cezası ilişkisini ve 8. Yargı Paketi sonrası istinaf sürecini öğrenin.

8 dk
Uyuşturucu Kullanma Suçu - TCK 191 - KDAE - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Uyuşturucu Kullanma Suçu

Yazımızda; uyuşturucu kullanma suçu (TCK 191) ve cezaları, KDAE süreci, Yargıtay’ın ticari amaç kriterleri ve çok daha fazlası yer almaktadır!

9 dk
Uyuşturucu Ticareti Suçu - TCK 188 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Uyuşturucu Ticareti Suçu

Uyuşturucu ticareti suçu (TCK 188) kapsamındaki cezalar, Yargıtay'ın kriterleri ve hukuki savunma yolları ve çok daha fazlası yazımızda yer almaktadır!

8 dk
Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu - TCK 123 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu (TCK 123) nedir? Suçun unsurları, cezası, para cezası, şikayet ve uzlaşma şartları hakkında güncel hukuki rehber.

8 dk
Beraat Kararı Ne Demek - CMK 223 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Beraat Kararı Ne Demek?

Beraat Kararı Ne Demek? Hangi Durumlarda Verilir? Başlıklı yazımızı okuyabilir; Adana Ceza Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

14 dk
Mala Zarar Verme Suçu - TCK 151-152 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Mala Zarar Verme Suçu

Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151-152): basit/nitelikli haller, ceza, şikayet/uzlaşma, etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık halleri hakkında rehberi okuyabilir, Adana Ceza Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

8 dk
Ceza Muhakemesinde Taraflar - Şüpheli, Sanık, Müşteki, Katılan - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Ceza Muhakemesinde Taraflar

Ceza Muhakemesinde Taraflar; Şüpheli, Müşteki, Katılan, Sanık gibi terimleri izah ettiğimiz yazımızı okuyabilir; Adana Ceza Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

11 dk
Tutukluluğa İtiraz - CMK 268 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Tutukluluğa İtiraz

Bu içeriğimizde, tutukluluğa itirazla ilgili detaylı değerlendirmeleri okuyabilir, Adana Tutukluluğa İtiraz Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

9 dk
Tutuklama Şartları - CMK 100 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Tutuklama Şartları

Tutuklama Şartları ile ilgili detaylı hukuki değerlendirme yazımızı okuyarak bilgilendirme alabilir, bizle irtibata geçebilirsiniz.

13 dk

Ceza Hukuku Makaleler İle İlgili Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı

Hukuka Aykırı Arama ve Delil Değerlendirmesiyle Bozma Kararı (Uyuşturucu Ticareti)

Yargıtay · Yargıtay 8. Ceza Dairesi. Daire · E.2024/4570 · K.2025/6077