Kesinleşmiş cezanın uyarlanması, hüküm kesinleştikten sonra yürürlüğe giren ve hükümlünün lehine olan bir kanun nedeniyle, infaz edilmekte olan cezanın yeni kanuna göre yeniden belirlenmesidir. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesine dördüncü fıkrayı eklemiş ve dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca hesap ya da ödeme aracı vermek fiiliyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmüştür. Anılan değişiklik, hükmü kesinleşmiş ve cezasını çekmekte olan kişiler bakımından da sonuç doğurmakta; başvuru, hükmü veren mahkemeye verilecek bir uyarlama dilekçesi ile yapılmaktadır. Kamuoyunda IBAN mağdurları olarak anılan, hesabını ya da hesap bilgilerini başkasına verdiği için dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişiler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Rehberde neler var?
- 7589 sayılı Kanun'un getirdiği TCK 158/4 indiriminin birebir kanun metni ve kapsamı
- Kesinleşmiş cezalarda uyarlamanın hukukî dayanağı ve hangi mahkemeye başvurulacağı
- Geçici madde 1'in altıncı ve yedinci fıkralarının, dosyası kanun yolunda olanlar ile infaz aşamasında olanlar bakımından farklı sonuçları
- Etkin pişmanlık için kanunun tanıdığı ihtardan itibaren altı aylık süre ve bu sürenin infaza etkisi
- Uyarlama kararına karşı kanun yolu, süresi ve duruşma yapılıp yapılmayacağı
- Uyarlama ile yargılamanın yenilenmesi arasındaki ayrım ve yanlış yola başvurmanın sonucu
- Uyarlama dilekçesinde bulunması gereken bilgiler ve hazır dilekçe örneğimiz
Süre uyarısı: 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin yedinci fıkrası, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen hükümlüye mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay süre tanımaktadır. Anılan süre kanunun yürürlüğe girdiği tarihten değil, mahkemenin ihtarından itibaren işlemeye başlamaktadır. İhtarın tebliğ edildiği tarih ve tebligat evrakı özenle saklanmalıdır.
Uyarlama Dilekçesi Örneği ve Dilekçe Üretim Motoru
Kesinleşmiş cezanın uyarlanması talebi, hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile başlamaktadır. Aşağıda büromuzun hazırladığı maktu uyarlama dilekçesi örneği yer almaktadır. Örnek dilekçe, 7589 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile eklenen TCK m.158/4 hükmüne ve Geçici 1 inci maddenin yedinci fıkrasına dayanmakta; ihtar talebi ile etkin pişmanlık beyanını da içermektedir.
Maktu dilekçe hakkında: Yukarıdaki örnek, genel çerçeveyi göstermektedir. Her dosyanın gerekçeli kararı, uygulanan maddeleri ve delil durumu farklı olduğundan dilekçenin dosyaya göre uyarlanması gerekmektedir. Özellikle katkının "vermek fiiliyle sınırlı" olup olmadığı değerlendirmesi, gerekçeli kararın okunmasını gerektirmektedir.
Dosyanıza Özel Dilekçe: Uyarlama Dilekçesi Üretim Motoru
Maktu dilekçe her dosyaya birebir uymadığından, büromuz dosyanızın özel koşullarına göre dilekçe üreten bir araç geliştirmiştir. Araç, sizi adım adım sorularla yönlendirmekte ve verdiğiniz cevaplara göre dilekçeyi kurmaktadır.
- Adım adım soru akışı: Dosya bilgileri, hükmün durumu, katkının niteliği ve etkin pişmanlık tercihi ayrı ayrı sorulmaktadır.
- Dosyanıza özel metin: Verdiğiniz cevaplara göre dilekçenin bölümleri değişmekte; kapsam dışı kalıyorsanız uyarı ekranı gösterilmektedir.
- Word ve PDF çıktı: Dilekçe hem düzenlenebilir Word hem de baskıya hazır PDF olarak indirilebilmektedir.
- Doğru yol seçimi: Dosyanız uyarlama yerine yargılamanın yenilenmesi kapsamına giriyorsa araç sizi buna yönlendirmektedir.
- Verileriniz kaydedilmez: Girdiğiniz bilgiler veri tabanına yazılmamakta, belgeniz oluşturulur oluşturulmaz silinmektedir. Bilgileriniz tarayıcınızda da saklanmamakta, sayfayı yenilediğinizde kaybolmaktadır.
Kesinleşmiş Cezanın Uyarlanması Nedir?
Ceza hukukunda kural, kanunların yürürlüğe girdikleri andan itibaren ileriye etkili olarak uygulanmasıdır. Kuralın istisnası, failin lehine olan kanunun geçmişe etkili olmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası bu istisnayı açıkça düzenlemektedir.
"Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."
Maddedeki "ve infaz olunur" ibaresi belirleyicidir. Lehe kanun yalnızca devam eden yargılamalarda değil, infaz aşamasında da dikkate alınmaktadır. Hüküm kesinleşmiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun o hükme etkisinin bir mahkeme kararıyla belirlenmesi gerekmektedir. Yargısal uygulamada bu faaliyet "mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması" ya da kısaca uyarlama yargılaması olarak adlandırılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, uyarlama yargılamasının hangi hâllerde gerekli olduğunu şu biçimde tanımlamaktadır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"sonradan yürürlüğe giren kanunun suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili halleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi nedenlerle, önceki suç bakımından doğurduğu sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda "mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması" veya kısaca "uyarlama yargılaması" denilen bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır."
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Uyarlama yargılaması, davanın yeniden görülmesi değildir. Kesinleşen hükümde sabit kabul edilen olay olduğu gibi kalmakta, yalnızca o olaya yeni kanunun uygulanması hâlinde ortaya çıkacak sonuç hesaplanmaktadır. Söz konusu ayrım, dilekçenin içeriğini doğrudan belirlemektedir. Uyarlama dilekçesinde "ben suçu işlemedim" biçiminde bir savunma ileri sürülmesi, talebin reddine yol açmaktadır. Suçsuzluk iddiası uyarlamanın değil, yargılamanın yenilenmesi kurumunun konusudur.
7589 Sayılı Kanun TCK 158 inci Maddeye Neyi Ekledi?
7589 sayılı Kanun 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanunun 13 üncü maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesine yeni bir fıkra eklemektedir. Türk Ceza Kanunu'nun güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.
"MADDE 13- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
'(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.'"
Fıkranın lafzından çıkan unsurlar tabloda gösterilmiştir.
| Unsur | Kanun metnindeki karşılığı | Açıklama |
|---|---|---|
| Kapsanan suçlar | "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlar" | Yalnızca nitelikli dolandırıcılık değil, basit dolandırıcılık (TCK m.157) da kapsamdadır. |
| Failin konumu | "suçlara iştirakin" | İndirim, suçun asıl failine değil, suça iştirak eden kişiye yöneliktir. |
| Sınırlama şartı | "vermek fiiliyle sınırlı olması halinde" | Katkının yalnızca verme fiilinden ibaret olması aranmaktadır. Katkı bunu aşıyorsa indirim uygulanmaz. |
| Verilen şey | "banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları" | Fizikî kartlar ve benzeri ödeme araçları. |
| Verilen şey (bilgi) | "hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları" | Hesap numarası, şifre, doğrulama kodu ve benzeri erişim bilgileri. |
| Kurum çeşitliliği | "banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları" | Kripto varlık platformlarındaki hesaplar açıkça kapsama alınmıştır. |
| İndirim oranı | "yarı oranında indirilir" | Sabit oran: "yarısına kadar" değil, doğrudan yarı. Hâkime oran takdiri bırakılmamıştır. |
| İndirimin niteliği | "indirilir" | Emredici ifade. Koşullar varsa uygulanması zorunludur. |
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Fıkranın en çok gözden kaçan iki yönü bulunmaktadır. Birincisi, indirimin TCK m.157'yi de kapsamasıdır; kamuoyunda yalnızca nitelikli dolandırıcılık üzerinden konuşulmakta, basit dolandırıcılıktan hüküm giymiş kişiler kapsam dışında sanılmaktadır. İkincisi, oranın sabit olmasıdır. "Yarı oranında indirilir" ifadesi, mahkemeye "yarısına kadar" biçiminde bir takdir alanı bırakmamaktadır. Söz konusu husus, dilekçede açıkça vurgulanması gereken bir husustur.
Kamuoyunda "IBAN Mağduru" Denilen Grup Bu Kapsamda mıdır?
Uygulamada ve basında IBAN mağdurları olarak anılan grup, kendi banka hesabını ya da hesabına erişim sağlayan bilgileri başkasına vermiş olması nedeniyle dolandırıcılık suçundan yargılanan ve çoğunlukla TCK m.158 uyarınca hüküm giymiş kişilerden oluşmaktadır. Söz konusu adlandırma hukukî bir kavram değil, günlük dilde yerleşmiş bir tabirdir; kanun metninde geçmemektedir.
Kanunun aradığı ölçüt, kişinin nasıl adlandırıldığı değil, katkısının niteliğidir. Katkı, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin veya ödeme araçlarının verilmesiyle sınırlı kalmışsa TCK m.158/4 uygulanmaktadır. Dolayısıyla kendisini IBAN mağduru olarak tanımlayan bir kişi bakımından da yapılacak ilk iş, gerekçeli kararda katkının nasıl tanımlandığının incelenmesidir.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: "IBAN mağduru" tabiri, kişinin kendisini nasıl gördüğünü anlatmakta; mahkemenin dosyayı nasıl değerlendirdiğini göstermemektedir. Aynı tabiri kullanan iki kişiden birinin gerekçeli kararında yalnızca hesabın verildiği yazılıyken, diğerinde paranın bizzat çekildiği ya da mağdurla iletişim kurulduğu yazılı olabilmektedir. Birincisinde TCK m.158/4 koşulları güçlü biçimde oluşmakta, ikincisinde ise "vermek fiiliyle sınırlı olma" şartı tartışmalı hâle gelmektedir. Değerlendirme her zaman gerekçeli karar üzerinden yapılmalıdır.
7589 Sayılı Kanun Kesinleşmiş Hükümlere Nasıl Uygulanır?
Kanun koyucu, yeni fıkranın geçmişe etkisini genel hükümlere bırakmamış; 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinde iki ayrı grup için iki ayrı düzenleme yapmıştır. Hangi düzenlemenin uygulanacağı, dosyanın bulunduğu aşamaya göre belirlenmektedir.
| Dosyanın durumu | Uygulanacak hüküm | Sonuç |
|---|---|---|
| Hüküm verilmiş, dosya istinafta veya Yargıtay'da (kanun yolu incelemesinde) | Geçici m.1/(6) | Bölge adliye mahkemesince bozma kararı verilir, dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar da ilk derece mahkemesine gönderilir. |
| Hüküm kesinleşmiş, dosya infaz aşamasında | Geçici m.1/(7) | Etkin pişmanlık için ihtardan itibaren altı ay süre tanınır; ayrıca genel hükümlere göre uyarlama yargılaması yapılır. |
| Hüküm verilmiş, kanun yoluna başvurulmadığı için kanunun yürürlüğünden sonra kesinleşmiş | Geçici m.1/(7) son cümle | Söz konusu hükümler bakımından da uygulanır. |
Dosyası Kanun Yolunda Olanlar: Geçici Madde 1/(6)
"(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir."
Anılan grupta hüküm henüz kesinleşmemiştir. Dosya, yeni fıkra uygulanmak üzere ilk derece mahkemesine dönmekte ve orada yeniden hüküm kurulmaktadır. Yapılan işlem uyarlama değil, olağan yargılamanın devamıdır. Dolayısıyla bu grupta uyarlama dilekçesi değil, ilgili mercie sunulacak beyan dilekçesi söz konusudur.
Dosyası İnfaz Aşamasında Olanlar: Geçici Madde 1/(7)
Rehberin asıl konusunu oluşturan grup budur. Hüküm kesinleşmiş, kişi cezasını çekmeye başlamıştır.
"(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır."
Fıkranın getirdiği düzenleme, ceza hukukunda alışılmış bir durum değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesi, etkin pişmanlık için yalnızca iki zaman dilimi tanımaktadır: kovuşturma başlamadan önce ve kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmezden önce. Hüküm kesinleştikten sonra, infaz sırasında yapılan ödeme için kanunda kural olarak bir indirim kademesi bulunmamaktadır. 7589 sayılı Kanun, kapsamına giren hükümlüler bakımından bu boşluğu açık bir geçiş hükmüyle kapatmıştır.
| # | Koşul | Kanun metnindeki dayanak |
|---|---|---|
| 1 | Hüküm, 31.07.2026 tarihinden önce verilmiş olmalıdır | "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ... haklarında hüküm verilmiş" |
| 2 | Hüküm TCK m.157 veya m.158 uyarınca verilmiş olmalıdır | "5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca" |
| 3 | Dosya infaz aşamasında olmalıdır | "dosyası infaz aşamasında olan" |
| 4 | Hükümlü hakkında daha önce TCK m.168 uygulanmamış olmalıdır | "haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden" |
| 5 | Hükümlü, yeni TCK m.158/4'ün uygulanacağı kişilerden olmalıdır | "dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler" |
| 6 | Zarar, ihtardan itibaren altı ay içinde giderilmelidir | "mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde" |
| 7 | Zarar tamamen giderilmelidir | "aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde" |
Dördüncü koşula dikkat: Yargılama sırasında hakkında TCK m.168 etkin pişmanlık indirimi uygulanmış olan hükümlü, Geçici m.1/(7) kapsamındaki bu ikinci imkândan yararlanamamaktadır. Kanun metni bu kişileri açıkça dışarıda bırakmıştır. Ancak TCK m.158/4 indiriminden yararlanma imkânı bundan bağımsızdır; m.158/4 koşulları taşınıyorsa uyarlama talebi ayrıca ileri sürülebilmektedir.
Dördüncü Koşulun Amacı Nedir, Kimler Kapsam Dışında Kalır?
Koşulun amacı, aynı gerekçeye dayanan indirimin iki kez uygulanmasını önlemektir. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesi uyarınca indirim yapılabilmesi için mağdurun zararının giderilmiş olması gerekmektedir. Hakkında bu madde uygulanmış olan hükümlü, zararı gidermiş ve karşılığında indirimini almış kişidir. Geçici m.1/(7) ise indirimini henüz almamış olanlara, hüküm kesinleştikten sonra ödeme yaparak aynı imkândan yararlanma hakkı tanımaktadır. Kanun koyucu, indirimini bir kez almış olanı ikinci kez aynı sebeple ödüllendirmemektedir.
Koşulun uygulanmasında belirleyici olan, maddenin gerekçeli kararda fiilen uygulanmış olup olmadığıdır. Etkin pişmanlık talebinin ileri sürülüp de mahkemece reddedilmiş olması, örneğin zarar giderilmediği için uygulanmamış bulunması hâlinde, hükümlü hakkında madde uygulanmamış sayılmakta ve kişi Geçici m.1/(7) kapsamında kalmaktadır. Aynı biçimde, hükümde 168 inci maddeye hiç değinilmemiş olması da kapsam içinde bulunmayı gerektirmektedir. Kapsam dışında kalan yalnızca, cezasından bu madde uyarınca fiilen indirim yapılmış olan hükümlüdür. Maddenin birinci fıkrası uyarınca mı yoksa ikinci fıkrası uyarınca mı indirim yapıldığı sonucu değiştirmemektedir; fıkra "168 inci maddesi uygulanmamış" diyerek maddenin tamamına atıf yapmaktadır.
Otomatik indirim yoktur: Hükümlünün kapsamda olduğunun anlaşılması, cezasından kendiliğinden indirim yapılacağı anlamına gelmemektedir. Geçici m.1/(7) "faydalanabilir" ifadesini kullanmakta, indirimi üç şarta bağlamaktadır: mahkemenin ihtarda bulunması, ihtardan itibaren altı ay içinde zararın tamamen giderilmesi ve bunun belgelenmesi. Ayrıca uygulanacak olan TCK m.168/2 hükmü indirimi "yarısına kadar" biçiminde düzenlediğinden, oran mahkemenin takdirindedir. Buna karşılık TCK m.158/4 indirimi ödeme şartına bağlı değildir ve koşulları varsa uygulanması zorunludur.
Uyarlama Dilekçesi Hangi Mahkemeye Verilir?
Kesinleşmiş cezanın uyarlanmasında başvurulacak merci, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 inci maddesinde gösterilmiştir. Maddenin birinci fıkrası, 14 Nisan 2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra görev bakımından iki bende ayrılmıştır:
"(1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden, b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir."
Ayrım önemlidir. 7589 sayılı Kanun sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmü olduğundan ve Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, uyarlama talebi (a) bendi kapsamındadır ve hükmü veren mahkemeye yöneltilir. Buna karşılık uyarlama kararından sonra müddetnamedeki gün hesabına ilişkin bir uyuşmazlık doğarsa, bu (b) bendi kapsamında olup infaz hâkimliğinin görevindedir. 2020 yılından önceki tarihli kararlarda maddenin değişiklikten önceki hâli aktarılmaktadır; süre ve merci hesabında yürürlükteki metin esas alınmalıdır.
Başvurulacak merci, cezayı infaz eden Cumhuriyet başsavcılığı ya da infaz hâkimliği değil, hükmü veren mahkemedir. Uygulamada bu, dosyanın esas numarasının bulunduğu asliye ceza veya ağır ceza mahkemesidir. Hüküm istinaf ya da temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olsa dahi başvuru yine ilk derece mahkemesine yapılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 5275 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin bu konudaki genel düzenleme olduğunu belirtmektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"Görüldüğü gibi 5275 sayılı Kanun'un 98 ilâ 101. maddeleri, herhangi bir ceza normunun hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi halinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içermektedir."
Yanlış Mercie Başvurmak Hak Kaybına Yol Açar mı?
Ceza Muhakemesi Kanunu bu konuda koruyucu bir hüküm içermektedir.
"(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir."
Merci konusunda yanılma başvuru hakkını ortadan kaldırmamakta, başvuru görevli mercie gönderilmektedir. Ne var ki bu yol, dosyanın mercie ulaşmasını geciktirmektedir. Dilekçenin doğrudan hükmü veren mahkemeye verilmesi zaman kazandırmaktadır.
Uyarlama Yargılaması Duruşmalı mı Yapılır?
Kural, kararın duruşma açılmaksızın, dosya üzerinden verilmesidir. 5275 sayılı Kanun'un 101 inci maddesi, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceğini ve bu kararların itiraza tâbi olacağını düzenlemektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kapsamlı araştırma ve takdir gerektiren bir dosyada dahi duruşmaya gerek bulunmadığına hükmetmiştir:
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E.2010/20742, K.2010/18846, 20.09.2010 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"aynı Kanun'un 101. maddesinin (1). fıkrasında ise, "cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100. maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği" öngörülmüş olduğundan, 5941 sayılı Kanun'un hükümlü lehine olup olmadığı yönünde yapılacak değerlendirmede, duruşma açılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durum, mahkemenin yeni yasal düzenleme yönünden gerekli araştırmaları yapmasına engel değildir."
Kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024 tarihli kararında, belirli hâllerde duruşma açılmasını zorunlu saymaktadır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/240, K.2024/194, 12.06.2024 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"Bu yargılama gerçekleştirilirken, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılması söz konusu ise ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, kanun koyucunun "derhal uygulanabilirlik" kavramıyla amaçladığının dışında kalan bu gibi hâllerde yargılamanın duruşmalı yapılması zorunludur. Bunun dışındaki hâllerde ise evrak üzerinde inceleme yapılarak karar vermek olanaklı hâle gelebilecektir."
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: İki karar arasındaki fark, işin niteliğinden kaynaklanmaktadır. Yapılacak iş salt bir hesap işiyse dosya üzerinden karar verilmektedir. Ancak zarar giderimi belgesinin değerlendirilmesi, etkin pişmanlık iradesinin tespiti ve indirim oranının takdiri gündeme geldiğinde, işin niteliği duruşmayı gerektirmektedir. 7589 sayılı Kanun kapsamındaki başvuruların önemli bölümünde etkin pişmanlık talebi de bulunacağından, dilekçede duruşma açılması talebinin ileri sürülmesi dayanaksız değildir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi de etkin pişmanlık iradesinin duruşmada tespit edilmemesini bozma sebebi saymaktadır.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2020/5479, K.2020/14589, 08.12.2020 (oy birliği) - bozma gerekçesi - Kararın Tam Metni
"sanığın ve müştekinin duruşmaya çağrılarak müştekinin zararının kapsamı ve sanığın etkin pişmanlık iradesi gösterip göstermediği şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilip, sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 168. maddesinde belirtilen hükümlerin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması"
Uyarlama Kararına Karşı Hangi Kanun Yoluna Başvurulur?
Uyarlama talebi hakkında verilen karara karşı başvurulacak kanun yolu itirazdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hangi hâlde itiraz hangi hâlde temyiz yoluna gidileceğini iki şarta bağlamıştır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"Bu itibarla, sonradan yürürlüğe giren ve lehe hüküm içeren kanunun 5237 sayılı TCK olması ve mahkûmiyet hükmünün de 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olması halinde, uyarlama yargılaması özel düzenlemeyi içeren 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen usule göre gerçekleştirilecek ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen hüküm de temyiz kanun yoluna tâbi olacaktır. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmediği hallerde ise uyarlama yargılaması 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Kanun'un 98 ilâ 101. maddelerine göre yapılacak ve yargılama sonucunda verilen hüküm ise itiraz kanun yoluna tâbi olacaktır."
7589 sayılı Kanun kapsamındaki başvurularda bu iki şart birlikte gerçekleşmemektedir. Lehe hüküm getiren kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kendisi değil, onu değiştiren 7589 sayılı Kanun'dur; ayrıca bu dosyalardaki hükümler 1 Haziran 2005 tarihinden sonra kesinleşmiştir. Şartlar birlikte gerçekleşmediğinden uyarlama 5275 sayılı Kanun'un 98 ilâ 101 inci maddelerine göre yapılmakta ve karara karşı itiraz yoluna başvurulmaktadır. Aynı sonuç, Ceza Genel Kurulu'nun 2024 tarihli kararında da tekrarlanmıştır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/240, K.2024/194, 12.06.2024 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"Uyarlama yargılamasının 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca yapıldığı hâllerde verilen karar aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapıldığı hâllerde ise bu Kanun'da açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle genel hükümler uygulanmak suretiyle temyiz yasa yoluna tabi olacaktır."
İtiraz Süresi Kaç Gündür?
İtiraz süresi iki haftadır. Süre, kararın öğrenildiği günden itibaren işlemeye başlamakta ve dilekçe kararı veren mahkemeye verilmektedir.
"Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır."
Uyarlama kararına karşı itiraz, hükmü veren mahkemeye sunulmaktadır. Mahkeme itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltmekte, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie göndermektedir.
Etkin Pişmanlık İçin Tanınan Altı Aylık Süre Nasıl İşler?
Geçici m.1/(7)'nin öngördüğü mekanizma üç aşamalıdır: mahkemenin ihtarı, ihtardan itibaren altı ay içinde zararın tamamen giderilmesi ve bunun üzerine Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması.
"(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir."
Maddenin lafzında indirim "yarısına kadar" biçiminde düzenlenmiştir. Yani TCK m.158/4'ün aksine burada oran sabit değil, üst sınırlıdır ve mahkemenin takdirine bağlıdır.
| Ölçüt | TCK m.158/4 (7589 ile eklendi) | TCK m.168/2 (Geçici m.1/(7) yoluyla) |
|---|---|---|
| İndirim oranı | Yarı oranında (sabit) | Yarısına kadar (üst sınır) |
| Takdir yetkisi | Oranda takdir yoktur; kanun "indirilir" demektedir. Buna karşılık fıkranın koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini, yani katkının vermek fiiliyle sınırlı kalıp kalmadığını mahkeme değerlendirir. | Oranda takdir vardır; mahkeme yarıya kadar olan oranı somut olaya göre belirler. |
| Şart | Katkının yalnızca verme fiiliyle sınırlı olması | Zararın altı ay içinde tamamen giderilmesi |
| Ödeme gerekir mi? | Hayır | Evet |
| Daha önce m.168 uygulananlar | Yararlanabilir | Yararlanamaz |
İki İndirim Hangi Sırayla Uygulanır?
Cezanın belirlenmesindeki sıra, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesinde gösterilmiştir.
"(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir."
Etkin pişmanlık, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebepler arasında yer almaktadır. TCK m.158/4 indirimi ise ister suçun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâli sayılsın, ister iştirak başlığı altında değerlendirilsin, her iki okumada da sıralamada etkin pişmanlıktan önce gelmektedir. Uygulama sırası tabloda gösterilmiştir.
İndirimler ardışık uygulanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrası "belirlenen ceza üzerinden sırasıyla" ifadesini kullanmaktadır. Buna göre her indirim, temel ceza üzerinden ayrı ayrı değil, bir önceki basamakta ulaşılan ceza üzerinden yapılmaktadır. Aşağıdaki örnekte TCK m.168/2 indirimi dört yıllık temel ceza üzerinden değil, TCK m.158/4 uygulandıktan sonra kalan iki yıl üzerinden hesaplanmaktadır. Takdirî indirim de kendinden önceki basamağın sonucu üzerinden uygulanmaktadır. İndirim oranlarının toplanarak tek seferde uygulanması kanunun öngördüğü sıralamaya aykırıdır.
| Sıra | Uygulanan hüküm | Etki | Örnek sonuç |
|---|---|---|---|
| 1 | Temel ceza (TCK m.61/1) | Mahkemece belirlenir | 4 yıl |
| 2 | TCK m.158/4 | Yarı oranında indirim (sabit) | 2 yıl |
| 3 | TCK m.168/2 | Yarısına kadar indirim (takdirî) | 1 yıl ilâ 2 yıl arası |
| 4 | TCK m.62 (takdirî indirim) | Altıda birine kadar indirim (takdirî) | Mahkemenin takdirine göre |
Hesap uyarısı: Yukarıdaki tablo, kanunun öngördüğü sıralamayı göstermek amacıyla düzenlenmiştir; bir sonuç taahhüdü içermemektedir. İkinci ve üçüncü basamaklardaki indirimlerden yalnızca ilki sabittir. Üçüncü ve dördüncü basamaklar mahkemenin takdirindedir ve her dosyada farklı sonuç doğurabilmektedir. Somut cezanızın ne olacağı, dosyanızdaki temel cezaya ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Ayrıca TCK m.158/4 indiriminin sıralamada tam olarak hangi basamakta uygulanacağı, hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden henüz yargı kararlarıyla belirlenmiş değildir; yukarıdaki sıra, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesinin lafzından çıkarılmıştır.
Zarar Giderimi Nasıl Belgelenir?
Etkin pişmanlık talebinin en sık reddedilme sebebi, ödemenin belgelenmemesidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2026 tarihli ve doğrudan banka aracı kılınarak dolandırıcılık suçuna ilişkin kararında, salt beyanın yeterli olmadığını ortaya koymuştur:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2026/390, K.2026/1080, 02.02.2026 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"sorgusu sırasında katılanın zararını karşıladığını beyan eden sanığın bu hususta herhangi bir bilgi/belge sunamaması ile şikâyetçinin yargılama sırasında alınan beyanında ve Mahkeme tarafından düzenlenen tutanak içeriğine göre zararının karşılanmadığını bildirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında mevcut durum itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı"
Dosyaya sunulması gereken belgeler şunlardır:
- Ödemeye ilişkin banka dekontu veya havale/EFT belgesi (alıcı adı ve tutar görünecek biçimde)
- Mağdurun zararının giderildiğine dair yazılı beyanı
- Ödemenin hükümlü adına yapıldığını gösteren belge (üçüncü kişi ödemesi hâlinde)
- Hükümlünün pişmanlık beyanını içeren dilekçe
- Mahkemece yapılan ihtarın tebliğ tarihini gösteren tebligat evrakı
En sık yapılan hata: Mağdurun "şikâyetimden vazgeçiyorum" biçimindeki beyanı, ceza indirimine muvafakat anlamına gelmemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, şikâyetten vazgeçme dilekçesinin kısmî iadeye zımnen muvafakat sayılamayacağına hükmetmiştir. Nitekim mağdurdan alınacak beyanda, zararının giderildiğinin yanı sıra ceza indirimine muvafakat edildiğinin de açıkça yer alması gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2014/360, K.2016/421, 15.11.2016 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"mağdurenin ... dilekçesinin giderilecek zararının kalmaması nedeniyle kısmi iadeye zımni olarak muvafakat verdiği şeklinde geniş yorumlanamayacağı"
Parayı Yakınım Öderse Etkin Pişmanlık Sayılır mı?
Cezaevinde bulunan hükümlünün ödemeyi bizzat yapması çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, üçüncü kişi tarafından yapılan ödemeyi belirli şartla kabul etmektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2014/360, K.2016/421, 15.11.2016 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi halinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir."
Aranan şart, ödemenin hükümlünün iradesiyle bağlantılı olmasıdır. Anılan sebeple dekontun yanına hükümlünün kendi imzasını taşıyan pişmanlık beyanının eklenmesi önem taşımaktadır.
Cebrî icra uyarısı: Paranın bloke edilmiş hesaptan iade edilmesi, icra yoluyla tahsil edilmesi ya da hükümlünün rızası dışında üçüncü kişilerce ödenmesi etkin pişmanlık sayılmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu hâlleri açıkça kapsam dışında tutmuştur. Hesabı bloke edildiği için mağdura para dönmüş olan hükümlünün, bu iadeye dayanarak etkin pişmanlık talep etmesi sonuç vermemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2008/11-127, K.2008/147, 27.05.2008 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu eşyanın ele geçirilmesi, arama neticesinde saklanan şeyin bulunması gibi hallerde ... failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı Yasanın 168. maddesi uyarınca uygulama yapılamayacaktır."
"Sırf Cezadan Kurtulmak İçin Ödüyor" İtirazı Sonuç Verir mi?
Uygulamada sıkça karşılaşılan ret gerekçelerinden biri, ödemenin samimi pişmanlıktan değil, cezadan kurtulma amacından kaynaklandığı yönündedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsememektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2008/11-127, K.2008/147, 27.05.2008 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"Ödemenin yapılmasında, cezadan kurtulma saikinin de etkili olduğunda kuşku bulunmasa bile, önemli olan diğer saiklerin ne olduğu değil, zararın giderilmesinde etken olan saiklerden birisinin de "bizzat duyulan pişmanlık" olmasıdır."
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Anılan kararda, hükümlü cezaevinden el yazısıyla dilekçe göndererek ödemek istediğini bildirmiş, ödemeyi ise ailesi yapmıştır. Ceza Genel Kurulu bu tabloyu etkin pişmanlık saymıştır. Karardan çıkan pratik ders şudur: hükümlünün kendi iradesini dosyaya yansıtan bir belge bulunmalıdır. Ödemenin ailesi tarafından yapılmış olması engel değildir; engel olan, hükümlünün iradesinin dosyada hiç görünmemesidir.
Uyarlama Başvurusu İnfazı Durdurur mu?
Geçici m.1/(7), bu konuda açık bir sınırlama getirmektedir. Fıkranın ilgili cümlesi şöyledir:
"Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez."
Cümle iki sınırlama taşımaktadır. Birincisi zaman bakımındandır: yasak, zarar "tamamen giderilinceye kadar" sürmektedir. İkincisi kapsam bakımındandır: yasak, "bu fıkra uyarınca" verilecek kararlarla sınırlı tutulmuştur. Dolayısıyla ödeme yapılmadan yalnızca altı aylık süreye dayanılarak infazın durdurulması istenememektedir.
Yorum uyarısı: Yukarıdaki iki sınırlama kanunun lafzından çıkarılmıştır. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu fıkrayı yorumlayan yerleşik bir yargı kararı henüz bulunmamaktadır. Uygulamanın nasıl şekilleneceği izlenmekte olup rehber, yeni kararlar çıktıkça güncellenecektir.
Uyarlama Kararı İnfaz Tarihlerini Değiştirir mi?
Uyarlama sonucunda cezanın miktarı azalabilmekte, buna bağlı olarak müddetname yeniden düzenlenmektedir. Öte yandan uyarlama kararı, hükmün kesinleşme tarihini değiştirmemektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma istemini kabul eden E.2025/8558, K.2026/2777 sayılı ve 10.04.2026 tarihli kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: uyarlama yargılaması sonunda verilen karar, infaz yeteneği bulunan ilk hükmü değiştirmekten ibaret olup kararın kesinleşme tarihini değiştirmemektedir.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Bu ayrım, kesinleşme tarihine bağlanan infaz haklarında önem taşımaktadır. Denetimli serbestlik geçiş hükümleri gibi belirli bir tarihte cezaevinde bulunmayı ya da hükmün belirli bir tarihten önce kesinleşmiş olmasını arayan düzenlemelerde, uyarlama kararı kendiliğinden bir tarih avantajı sağlamamaktadır. Uyarlamadan beklenen fayda cezanın miktarındaki azalmadır; takvimdeki kayma değildir.
Uyarlama mı, Yargılamanın Yenilenmesi mi? Doğru Yolu Seçmek
Kesinleşmiş hükme karşı başvurulabilecek iki ayrı yol bulunmaktadır ve bunlar birbirinin alternatifi değildir. Yanlış yola başvurulması talebin reddiyle sonuçlanmaktadır.
| Ölçüt | Uyarlama yargılaması | Yargılamanın yenilenmesi |
|---|---|---|
| Dayanak | TCK m.7/2, 5275 s.K. m.98 | CMK m.311 ve devamı |
| Sebep | Sonradan yürürlüğe giren lehe kanun | Yeni olay veya yeni delil, sahtelik, hâkim kusuru vb. |
| Amaç | Cezanın yeni kanuna göre yeniden belirlenmesi | Beraat veya daha hafif kanun hükmünün uygulanması |
| Olay yeniden tartışılır mı? | Hayır | Evet |
| Kanun yolu | İtiraz | İtiraz |
| 7589 kapsamındaki başvuru | Doğru yol budur | Yalnızca ayrıca yeni delil varsa |
Ceza Muhakemesi Kanunu, yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacak iki hâli açıkça düzenlemektedir.
"(1) Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.
(2) Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez."
Yol seçimi uyarısı: Yalnızca TCK m.158/4 indiriminden yararlanmak için yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması, CMK m.315 karşısında sonuç vermemektedir. Uyarlama yolu açıkken yenileme istenemez. Öte yandan kişinin hesabının bilgisi dışında kullanıldığını gösteren yeni bir delil ortaya çıkmışsa, bu ayrı bir yenileme sebebidir ve uyarlamadan bağımsız olarak ileri sürülebilmektedir.
Hangi Belgeler "Yeni Delil" Sayılmaktadır?
Yeni delil ölçütü, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından tanımlanmıştır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/574, K.2023/272, 04.05.2023 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır."
Aynı kararda sınır da çizilmiştir. Dosyaya bir kez girmiş ve herhangi bir aşamada değerlendirilmiş delil yeni sayılmamaktadır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/574, K.2023/272, 04.05.2023 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir."
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2025 ve 2026 tarihli kararlarında, hesabı kullanılan kişiler bakımından yenileme talebinin kabule şayan sayılmasına yol açan belgeler somutlaşmıştır.
| Karar | Tarih | Yeni delil sayılan belge |
|---|---|---|
| 11. CD, E.2026/993, K.2026/2741 | 09.03.2026 | Başka mahkemedeki beraat kararı ve o dosyadaki bilirkişi IP raporu; tanığın iki dosyadaki çelişkili beyanları |
| 11. CD, E.2025/3006, K.2025/15787 | 08.12.2025 | Hüküm kesinleştikten sonra üçüncü kişilerin, hattın gerçek kullanıcısının başkası olduğuna dair verdikleri dilekçeler |
| 11. CD, E.2025/2561, K.2025/16382 | 22.12.2025 | Banka ile görüşme kayıtları, hesap kapatma dilekçesi ve hükümlünün müşteki sıfatıyla verdiği ifade tutanağı |
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Üç kararın ortak yönü, söz konusu belgelerin yargılama sırasında mahkemenin önüne hiç gelmemiş olmasıdır. Nitekim son kararda mahkûmiyet, hükümlünün "emniyete müşteki olarak başvurdum" savunmasının emniyet yazısıyla doğrulanmamış olmasına dayandırılmış; hüküm kesinleştikten sonra ilgili ifade tutanağı bulunmuştur. Çıkan uyarı nettir: hesabın ele geçirildiği savunması, o tarihte bankaya veya emniyete başvurulduğunu gösteren belgeyle desteklenmediği sürece kabul görmemektedir. Anılan belgeler sonradan temin edilebiliyorsa yenileme yolu açılmaktadır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki üç kararda da varılan sonuç, yenilemenin kabulü değil, talebin kabule şayan olduğuna karar verilmesi gerektiğidir. Sonrasında deliller toplanmakta ve sonuç yine ret olabilmektedir.
Uyarlamada Cezanın Artması İhtimali Var mıdır?
Kesinleşmiş hükümde değişiklik yargılamasında, olağan kanun yollarındaki aleyhe değiştirme yasağı uygulanmamaktadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu hususu açıkça ortaya koymaktadır:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2025/4016, K.2025/7638, 29.04.2025 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"Kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi" bu hükümler yönünden geçerli değildir."
Aynı kararda bu yaklaşımın gerekçesi de açıklanmıştır:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2025/4016, K.2025/7638, 29.04.2025 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"Anılan maddede aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi görüldüğü üzere "sanıklar" yönünden kabul edilmiştir. Sanık ise, hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişidir. Halbuki uyarlama yargılaması, hakkında kesinleşmiş ve infaz yeteneği bulunan bir hüküm verilmiş kişiler için söz konusudur."
Mevcut tek güvence, verilecek yeni cezanın ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşamamasıdır. Aynı kararda bu sınır şöyle ifade edilmiştir: "bozma sonrasında ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşmamak koşuluyla daha ağır cezanın hükmü veren ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmesi gerekmektedir."
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Bu tespit, uygulamada yaygın olan "başvurursam bir şey kaybetmem" düşüncesini düzeltmektedir. Uyarlama yargılamasında mahkeme, yeni kanunun ilgili hükümlerini bütünüyle uygulamakta ve sonucu ilk hükümle karşılaştırmaktadır. Teorik olarak sonucun ilk hükümden daha lehe çıkmaması ihtimali bulunmaktadır. Ancak TCK m.158/4'teki indirim sabit ve emredici olduğundan, koşulları taşıyan dosyalarda lehe sonuç doğması beklenmektedir. Başvuru öncesinde dosyanın m.158/4 koşullarını gerçekten taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi, bu nedenle önem taşımaktadır.
TCK 158/4 İndiriminden Kimler Yararlanamaz?
Fıkranın uygulanmasını engelleyen hâller, kanun metnindeki "iştirakin ... vermek fiiliyle sınırlı olması" şartından çıkmaktadır.
| Durum | Neden engel oluşturur? |
|---|---|
| Mağdurla doğrudan iletişime geçmek, telefonda konuşmak | Katkı, "vermek" fiilini aşmaktadır |
| Hesaba gelen parayı çekmek veya başka hesaba aktarmak | Katkı, "vermek" fiilini aşmaktadır |
| İlan vermek, sahte belge düzenlemek | Aldatıcı fiile doğrudan katılım söz konusudur |
| Suçun asıl faili olmak | Fıkra, iştirak edenler için düzenlenmiştir |
| Çok sayıda kişiden hesap toplayıp organize etmek | Katkı, kendi hesabını vermenin ötesindedir |
Değerlendirme uyarısı: Yukarıdaki tablo kanun metninin lafzından türetilmiştir ve genel bilgi niteliğindedir. Katkının "vermek fiiliyle sınırlı" olup olmadığı, her dosyada iddianame, gerekçeli karar ve dosyadaki delillere göre ayrıca değerlendirilmektedir. Aynı biçimde nitelendirilen iki dosyada sonuç farklı olabilmektedir.
Uyarlama Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Uyarlama dilekçesi, kesinleşmiş bir hükme ilişkin olduğundan dava dilekçesinden farklı bir yapıya sahiptir. Dilekçenin amacı, mahkemeye hangi hükmün hangi yeni kanun karşısında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektir.
Uyarlama Dilekçesinde Bulunması Gereken Bilgiler
- Mahkeme adı: Hükmü veren mahkemenin tam adı
- Dosya bilgisi: Esas ve karar numarası ile karar tarihi
- Kesinleşme bilgisi: Hükmün hangi tarihte ve hangi yolla kesinleştiği
- İnfaz bilgisi: Ceza infaz kurumu adı, hükümlü numarası ve müddetname bilgileri
- Talebin dayanağı: 7589 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile eklenen TCK m.158/4 ve Geçici m.1/(7)
- Somut olayla bağlantı: Hükümlünün katkısının neden yalnızca hesap ya da ödeme aracı vermek fiiliyle sınırlı olduğu
- Etkin pişmanlık talebi: İleri sürülecekse, ihtar talebi ve ödeme iradesinin açık beyanı
- Duruşma talebi: Etkin pişmanlık değerlendirmesi isteniyorsa gerekçesiyle birlikte
- Netice-i talep: Uyarlama yapılarak cezanın yeniden belirlenmesi ve müddetnamenin buna göre düzenlenmesi
Dilekçeye Eklenmesi Gereken Belgeler
| Belge | Neden gerekli? | Zorunlu mu? |
|---|---|---|
| Gerekçeli karar örneği | Katkının niteliğini ve uygulanan maddeleri gösterir | Evet |
| Kesinleşme şerhi | Hükmün kesinleştiğini ve tarihini kanıtlar | Evet |
| Müddetname | İnfaz durumunu ve tarihleri gösterir | Evet |
| Kimlik belgesi örneği | Kimlik tespiti | Evet |
| Vekâletname | Avukat aracılığıyla başvuruluyorsa | Duruma göre |
| Ödeme dekontu | Etkin pişmanlık talebi varsa | Duruma göre |
| Mağdur beyanı | Zararın giderildiğini ve indirime muvafakat edildiğini gösterir | Duruma göre |
| İhtar tebligatı | Altı aylık sürenin başlangıcını kanıtlar | Duruma göre |
Cezaevindeki Hükümlü Dilekçesini Nasıl Verebilir?
Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, dilekçesini kurum idaresine teslim ederek verebilmektedir. Kurum kaydına giren dilekçe, kayıt tarihinde verilmiş sayılmaktadır. Dilekçenin kurum kayıt numarasının ve tarihinin not edilmesi, sonraki takip bakımından önem taşımaktadır. Hükümlünün yakınları da, hükümlü adına vekâletname ile hareket eden bir avukat aracılığıyla başvuru yapabilmektedir. Sürece ilişkin genel sorular için ceza hukuku sıkça sorulan sorular sayfamız yararlı olabilmektedir.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Cezaevinden gönderilen ve hükümlünün kendi el yazısıyla yazdığı, pişmanlığını ve ödeme iradesini içeren dilekçe, etkin pişmanlık değerlendirmesinde ayrıca değer taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda aktarılan 2008 tarihli kararında, hükümlünün cezaevinden el yazısıyla gönderdiği dilekçe, iradenin dosyaya yansıması bakımından belirleyici sayılmıştır. Vekil aracılığıyla verilen dilekçenin yanına hükümlünün kendi beyanının eklenmesi bu nedenle önerilmektedir.
Dilekçe Hazırlarken Dikkat Edilecek Noktalar
Yazının başındaki maktu dilekçe örneği ile dilekçe üretim motoru kullanılırken, aşağıdaki hususların gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Dosyanızın özel koşullarına göre değerlendirme için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.
Dilekçe hazırlarken dikkat edilecek beş nokta:
- Talep, hükmü veren mahkemeye yöneltilmelidir; infaz savcılığına değil.
- Dayanak olarak yalnızca TCK m.158/4 değil, 7589 sayılı Kanun'un Geçici m.1/(7) hükmü de gösterilmelidir.
- Suçsuzluk iddiası uyarlama dilekçesine yazılmamalıdır; bu iddia talebin reddine yol açmaktadır.
- Etkin pişmanlık isteniyorsa, mahkemeden ihtar yapılması ayrıca talep edilmelidir; altı aylık süre ihtarla başlamaktadır.
- Mağdur beyanında "şikâyetimden vazgeçiyorum" ifadesi yeterli değildir; ceza indirimine muvafakat ibaresi bulunmalıdır.
Uyarlama Yargılaması Ne Kadar Sürer, Masrafı Var mıdır?
Uyarlama yargılaması, kural olarak dosya üzerinden yapıldığından olağan yargılamaya göre kısa sürmektedir. Öte yandan kesin bir süre öngörülememektedir; mahkemenin iş yükü, dosyanın arşivden getirtilmesi, etkin pişmanlık talebi bulunup bulunmadığı ve duruşma açılıp açılmaması süreyi etkilemektedir. Etkin pişmanlık talebi bulunan dosyalarda, kanunun tanıdığı altı aylık ödeme süresi de sürece eklenmektedir.
Uyarlama talebi, kesinleşmiş bir ceza hükmünün infazına ilişkin olduğundan hükümlüden ayrıca dava harcı alınmamaktadır. Tebligat ve benzeri işlemler bakımından gider istenmesi hâlinde mahkemenin bildirimine göre hareket edilmelidir.
Mahkeme Resen Uyarlama Yapmak Zorunda mıdır?
Uyarlama yargılaması bir talebe bağlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, uyarlamanın bir yargılama faaliyeti olduğunu ve her yargılama faaliyeti gibi bir davanın varlığını gerektirdiğini belirtmektedir. Nitekim 5275 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi de "hükmü veren mahkemeden karar istenir" ifadesini kullanmaktadır.
Uygulamada bazı mahkemelerin ve Cumhuriyet başsavcılıklarının kapsama giren dosyaları resen ele aldığı görülmektedir. Ne var ki hükümlünün kendi dosyası bakımından beklemek yerine dilekçe vermesi, sürecin başlaması ve takip edilebilmesi bakımından güvenli yoldur.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Geçici m.1/(7)'deki altı aylık sürenin mahkemenin ihtarıyla başlaması, uygulamada iki sonuç doğurmaktadır. Birincisi, ihtar yapılmadığı sürece süre işlememekte, bu yönüyle hükümlü bakımından bir hak kaybı riski doğmamaktadır. İkincisi, ihtar yapılmadıkça etkin pişmanlık imkânı da fiilen kullanılamamaktadır. O hâlde dilekçede yalnızca uyarlama değil, ihtar yapılması talebinin de açıkça yer alması gerekmektedir.
Başvuru Süreci Adım Adım Nasıl İlerler?
Kesinleşmiş cezanın uyarlanması süreci, dosyanın durumuna göre değişmekle birlikte genel akış aşağıdaki basamaklardan oluşmaktadır.
| Adım | Yapılacak iş | Kimin tarafından |
|---|---|---|
| 1 | Gerekçeli karar, kesinleşme şerhi ve müddetname temin edilir | Hükümlü veya vekili |
| 2 | Katkının TCK m.158/4 kapsamına girip girmediği değerlendirilir | Vekil |
| 3 | Uyarlama dilekçesi hazırlanır ve hükmü veren mahkemeye verilir | Hükümlü veya vekili |
| 4 | Etkin pişmanlık talebi varsa mahkemeden ihtar yapılması istenir | Hükümlü veya vekili |
| 5 | İhtar tebliğ edilir ve altı aylık süre işlemeye başlar | Mahkeme |
| 6 | Zarar tamamen giderilir, dekont ve mağdur beyanı dosyaya sunulur | Hükümlü veya yakını |
| 7 | Mahkeme uyarlama kararını verir, ceza yeniden belirlenir | Mahkeme |
| 8 | Karar tebliğ edilir; iki hafta içinde itiraz edilebilir | Taraflar |
| 9 | Karar kesinleşince müddetname yeniden düzenlenir | Cumhuriyet başsavcılığı |
Uyarlama Kararından Sonra Tahliye Nasıl Gerçekleşir?
Uyarlama kararıyla ceza miktarı azaldığında, infaz süresi de buna göre yeniden hesaplanmaktadır. Yeni müddetname, kararın kesinleşmesinin ardından Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenmektedir. Yeni cezaya göre koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye tarihlerini önceden görmek için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz. Yeniden hesaplanan koşullu salıverilme ya da bihakkın tahliye tarihi geçmiş bulunuyorsa tahliye işlemi yapılmaktadır.
Sürecin işleyişi bakımından iki nokta önem taşımaktadır. Birincisi, tahliyeyi doğuran işlem uyarlama kararının kendisi değil, kararın kesinleşmesi üzerine düzenlenen yeni müddetnamedir. İkincisi, karara itiraz edilmesi hâlinde kesinleşme gecikebilmektedir. Dolayısıyla kararın tebliğ tarihinin ve itiraz süresinin takip edilmesi gerekmektedir.
Beklenti uyarısı: Uyarlama kararı her dosyada tahliye sonucu doğurmamaktadır. Cezanın indirilmesi, infazı tamamlanmış süreyi aşan bir bakiye bırakabilmektedir. Uyarlamanın somut sonucu, hükümdeki temel cezaya, uygulanan diğer maddelere ve infaz edilmiş süreye göre değişmektedir.
Kripto Varlık Hesabını Kullandıranlar Kapsamda mıdır?
TCK m.158/4'ün lafzı, hesabın bulunduğu kurumları sayarken "kripto varlık hizmet sağlayıcıları" ifadesine açıkça yer vermektedir. Söz konusu düzenleme bu yönüyle fıkra, yalnızca klasik banka hesaplarını değil, kripto varlık platformlarındaki hesapları da kapsamaktadır. Aynı biçimde "aracı kurum" ve "ödeme hizmeti sağlayıcıları" nezdindeki hesaplar da metinde sayılmıştır.
Belirleyici olan, hesabın bulunduğu kurumun türü değil, hükümlünün katkısının niteliğidir. Katkı, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin ya da araçların verilmesiyle sınırlı kalmışsa fıkra uygulanmakta; bu sınırın aşıldığı hâllerde uygulanmamaktadır.
Hesap Kiralama ile Hesap Kullandırma Arasında Fark Var mıdır?
Kamuoyunda "hesap kiralama" olarak anılan durum, hesabın belirli bir menfaat karşılığında başkasının kullanımına bırakılmasını ifade etmektedir. TCK m.158/4'ün metninde ise "kiralama" kavramı geçmemekte; fıkra, "haksız bir menfaat sağlamak amacıyla" hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçların "başkasına vermek" fiiliyle sınırlı iştirakten söz etmektedir.
Fıkranın uygulanması bakımından önemli olan, verme fiilinin karşılığında menfaat elde edilip edilmediği değil, hükümlünün katkısının bu verme fiilini aşıp aşmadığıdır. Menfaat elde edilmiş olması tek başına fıkranın uygulanmasını engellememektedir; nitekim fıkra "kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla" ibaresini kullanmaktadır.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Gerekçeli kararlarda sıklıkla, hesabını veren kişinin "menfaat temin ettiği" vurgulanarak savunmaya itibar edilmemektedir. Yeni fıkra karşısında bu vurgunun tek başına indirimi engellemediği görülmektedir; zira fıkra zaten menfaat sağlama amacını varsayarak düzenlenmiştir. Uyarlama dilekçesinde bu ayrımın açıkça ortaya konulması, kararın gerekçesindeki menfaat vurgusunun indirime engel sayılmasının önüne geçmektedir.
Uyarlama Talebi Reddedilirse Ne Yapılabilir?
Uyarlama talebinin reddine ilişkin karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna başvurulabilmektedir. İtirazı inceleyecek merci, kararı veren mahkemenin bağlı bulunduğu itiraz merciidir.
İtirazın da reddedilmesi hâlinde karar kesinleşmektedir. Anılan aşamadan sonra Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yolu gündeme gelebilmektedir. Ancak bu yol, ilgilinin doğrudan başvurabileceği bir yol değildir; Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca işletilmektedir. İlgili, ancak Adalet Bakanlığına ihbarda bulunabilmektedir.
| Yol | Süre | Doğrudan başvurulabilir mi? |
|---|---|---|
| İtiraz (5275 s.K. m.101, CMK m.268) | Tebliğden itibaren iki hafta | Evet |
| Kanun yararına bozma (CMK m.309) | Süreye bağlı değildir | Hayır - Adalet Bakanlığı istemi gerekir |
| Yargılamanın yenilenmesi (CMK m.311) | Süreye bağlı değildir | Evet - ancak yeni delil şartı vardır |
Uyarlama Yargılamasının Sınırları: Neler Tartışılamaz?
Uyarlama yargılaması, kendine özgü ve talî nitelikte bir yargılamadır. Söz konusu nitelik, dilekçede ileri sürülebilecek iddiaların kapsamını doğrudan belirlemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, uyarlamanın sınırını şu biçimde çizmektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/240, K.2024/194, 12.06.2024 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"uyarlama yargılamasında kural olarak önceki karar dışına çıkılamayacak, kesinleşen karardaki suça konu sabit eyleme uygulanma olanağı bulunan yeni kanundaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni kanunun lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir."
"Önceki karar dışına çıkılamaz" ifadesi, uyarlamada olayın yeniden kurulamayacağı anlamına gelmektedir. Kesinleşen hükümde sabit kabul edilen eylem olduğu gibi esas alınmakta, yalnızca bu eyleme yeni kanunun uygulanması hâlinde ortaya çıkacak sonuç hesaplanmaktadır.
| İddia | Uyarlamada ileri sürülebilir mi? | Gerekçe |
|---|---|---|
| Katkının yalnızca hesap veya ödeme aracı vermekten ibaret olduğu | Evet | Doğrudan TCK m.158/4'ün uygulanma koşuludur |
| Yeni kanunun lehe sonuç doğurduğu | Evet | Uyarlamanın konusu budur |
| Zararın giderildiği ve etkin pişmanlık uygulanması gerektiği | Evet | Geçici m.1/(7) açıkça öngörmektedir |
| Suçun hiç işlenmediği, hükümlünün masum olduğu | Hayır | Önceki karar dışına çıkma yasağı |
| Tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiği | Hayır | Delil tartışması uyarlamanın konusu değildir |
| Suç vasfının yanlış belirlendiği | Hayır | Kesinleşmiş nitelendirme esas alınır |
| Hesabın bilgi dışında kullanıldığını gösteren yeni bir belge bulunduğu | Hayır - ancak yenileme yolunda ileri sürülebilir | CMK m.311/1-e kapsamındadır |
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, uyarlama dilekçesinin bir savunma dilekçesi gibi yazılmasıdır. Hükümlünün olayı yeniden anlattığı, tanık beyanlarını tartıştığı ve masum olduğunu ileri sürdüğü dilekçeler, mahkemeyi asıl talepten uzaklaştırmakta ve talebin reddine zemin hazırlamaktadır. Uyarlama dilekçesi teknik bir dilekçedir: hangi hükmün, hangi yeni kanun karşısında, hangi sonucu doğuracağını gösterir. Suçsuzluk iddiası varsa bu, ayrı bir dilekçeyle ve yargılamanın yenilenmesi yolundan ileri sürülmelidir.
Neden İki Farklı Uyarlama Rotası Var? 5252 ve 5275 Ayrımı
Hukukumuzda uyarlama yargılamasını düzenleyen iki ayrı hüküm bulunmaktadır. Kanun koyucu tarafından yapılan bu düzenlemelerden biri genel, diğeri özel nitelikte olup uygulanacak usul ve kanun yolu bakımından farklı sonuçlar doğurmaktadır. Ceza Genel Kurulu bu ikiliği şöyle açıklamaktadır:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni
"Sonradan yürürlüğe giren kanun nedeniyle mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılamasını düzenleyen bu iki farklı kanundan biri genel nitelikte, diğeri ise sınırlı uygulama alanına sahip özel nitelikte bir düzenlemeyi içermektedir. Bu durum, uyarlama yargılaması konusunda iki farklı kanunda iki ayrı düzenleme öngörülmesinin bilinçli bir tercihe dayandığını ortaya koymaktadır."
| Ölçüt | 5252 s.K. m.9 rotası (özel) | 5275 s.K. m.98-101 rotası (genel) |
|---|---|---|
| Uygulama alanı | Lehe kanun 5237 s. TCK'nın kendisi ve hüküm 1 Haziran 2005'ten önce kesinleşmiş | Diğer bütün hâller |
| Kanun yolu | Temyiz | İtiraz |
| 7589 kapsamındaki dosyalar | Uygulanmaz | Uygulanır |
| Neden | İki şart birlikte gerçekleşmemektedir | Lehe kanun 7589 s.K.'dır ve hükümler 2005'ten sonra kesinleşmiştir |
Ayrımın pratik önemi büyüktür. İnternette bulunan bazı rehberler ve dilekçe örnekleri, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndan 5237 sayılı Kanun'a geçiş döneminde oluşmuş içtihada dayanmakta ve kanun yolunu temyiz olarak göstermektedir. Söz konusu bilgi, 7589 sayılı Kanun kapsamındaki dosyalar bakımından doğru değildir.
Yanlış yönlendirme uyarısı: Uyarlama kararına karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde dosya, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 264 üncü maddesi gereğince görevli mercie gönderilmekte ve hak kaybı doğmamaktadır. Ancak bu yol, kararın kesinleşmesini ve buna bağlı olarak yeni müddetnamenin düzenlenmesini geciktirmektedir. İnfaz aşamasındaki bir hükümlü bakımından bu gecikme, fiilen cezaevinde kalınan süreye yansımaktadır.
Güncel Yargıtay Kararları Ne Söylüyor?
Hesabı ya da hattı başkasınca kullanılan kişiler bakımından Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2025 ve 2026 tarihli üç kararı, kesinleşmiş hükme karşı hangi belgelerin sonuç doğurabileceğini somutlaştırmaktadır. Üç kararın tamamı oy birliğiyle verilmiş ve üçünde de yerel mahkemenin ret kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
Başka Dosyadaki Beraat Kararı ve Bilirkişi Raporu
İlk kararda hükümlü, hesabına gelen paranın bilgisi dışında aktarıldığını savunmuş; yerel mahkeme bu savunmayı "hayatın olağan akışına aykırı" bularak mahkûmiyet kararı vermiştir. Hüküm kesinleştikten sonra, aynı kişi hakkında başka bir mahkemede görülen benzer dosyada beraat kararı verilmiş ve o dosyadaki bilirkişi raporunda, hesaba giriş yapılan internet protokol adresi ile parayı aktaran adresin aynı olduğu tespit edilmiştir. Daire, bu belgelerin yenileme talebini kabule şayan kıldığına hükmetmiştir.
Üçüncü Kişilerin Sonradan Verdiği Beyanlar
İkinci kararda, suçta kullanılan hat ile görüştüğü tespit edilen kişiler, hüküm kesinleştikten sonra mahkemeye dilekçe vererek hattın gerçek kullanıcısının başka biri olduğunu bildirmişlerdir. Daire, bu beyanların yargılama sırasında mahkemenin önüne gelmemiş olması nedeniyle yeni delil niteliğinde bulunduğunu belirtmiştir. Aynı kararda, hükümlünün karar sürecinde vefat etmiş olmasının yenilemeye engel oluşturmadığı da tespit edilmiştir.
"(1) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler."
Mahkûmiyetin Dayanağını Çürüten Belge
Üçüncü kararda mahkûmiyet, hükümlünün "hesabım ele geçirildi, emniyete müşteki olarak başvurdum" savunmasının emniyet yazısıyla doğrulanmamış olmasına dayandırılmıştır. Hüküm kesinleştikten sonra, hükümlünün gerçekten müşteki sıfatıyla ifade verdiğini gösteren tutanak ile bankayla yaptığı görüşmelere ve hesap kapatma talebine ilişkin kayıtlar temin edilmiştir. Daire, bu belgeleri yeni delil saymıştır.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Üç kararın ortak dersi, savunmanın belgeyle desteklenmesinin belirleyici olduğudur. "Hesabım ele geçirildi" savunması, o tarihte bankaya veya emniyete başvurulduğunu gösteren bir kayıtla desteklenmediği sürece kabul görmemektedir. Anılan kayıtlar çoğu zaman mevcuttur ancak yargılama sırasında dosyaya girmemiştir. Kesinleşmiş bir hükmü bulunan kişilerin, banka çağrı kayıtlarını, hesap kapatma taleplerini ve varsa siber suçlar başvuru kayıtlarını araştırması bu nedenle önem taşımaktadır.
Ancak üç kararda da varılan sonuç, yenilemenin kabulü değil, talebin kabule şayan olduğuna karar verilmesi gerektiğidir. Sonrasında deliller toplanmakta ve sonuç yeniden değerlendirilmektedir.
Sınır: Dosyada Zaten Bulunan Delil
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023 tarihli kararı, madalyonun diğer yüzünü göstermektedir. Anılan dosyada yenileme talebi, dayanılan belgenin yargılamanın her aşamasında incelenmiş olması nedeniyle reddedilmiştir. Kurul, talebin kabul edilebilmesi için aranan eşiği şöyle belirtmektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/574, K.2023/272, 04.05.2023 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni
"ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir."
Dolayısıyla yenileme talebinde bulunmadan önce, dayanılacak belgenin yargılama sırasında dosyaya girip girmediğinin ve mahkemece değerlendirilip değerlendirilmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Daha önce sunulmuş ancak inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmamış bir belgeye dayanılması, talebin reddiyle sonuçlanmaktadır.
Uyarlama Başvurusunda Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada talebin reddine yol açan hatalar belirli başlıklarda toplanmaktadır.
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Dilekçenin infaz savcılığına verilmesi | Sürecin gecikmesi | Hükmü veren mahkemeye verilmelidir |
| Dilekçede suçsuzluk iddiasının ileri sürülmesi | Talebin reddi riski | Uyarlama talebiyle sınırlı kalınmalıdır |
| Yalnızca TCK m.158/4'e dayanılması | Etkin pişmanlık imkânının kullanılamaması | Geçici m.1/(7) de dayanak gösterilmelidir |
| İhtar talebinin yazılmaması | Altı aylık sürenin hiç başlamaması | Mahkemeden ihtar yapılması ayrıca istenmelidir |
| Ödemenin belgelendirilmemesi | Etkin pişmanlık talebinin reddi | Dekont ve mağdur beyanı sunulmalıdır |
| Mağdur beyanında yalnızca şikâyetten vazgeçilmesi | Muvafakat şartının karşılanmaması | Ceza indirimine muvafakat ibaresi bulunmalıdır |
| Bloke hesaptan dönen paraya dayanılması | Etkin pişmanlık sayılmaması | Hükümlünün iradesine dayanan ödeme yapılmalıdır |
| Yanlış yolun seçilmesi (yenileme yerine uyarlama veya tersi) | Talebin reddi | CMK m.315'e göre yol belirlenmelidir |
| İtiraz süresinin geç başlatılması | Süre kaçırma riski | Süre, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır |
| Kanun yolunun temyiz sanılması | Kesinleşmenin gecikmesi | Kanun yolu itirazdır |
Hangi Durumdasınız? Yol Haritası
Kesinleşmiş cezası bulunan ya da dosyası derdest olan kişiler bakımından izlenecek yol, dosyanın durumuna göre değişmektedir.
| Durumunuz | İzlenecek yol | Dayanak |
|---|---|---|
| Hüküm kesinleşti, cezaevindeyim, katkım yalnızca hesap vermekten ibaret | Uyarlama dilekçesi + ihtar talebi | TCK m.158/4, Geçici m.1/(7), 5275 s.K. m.98 |
| Hüküm kesinleşti, denetimli serbestlikteyim veya infaz devam ediyor | Uyarlama dilekçesi | TCK m.158/4, 5275 s.K. m.98 |
| Dosyam istinafta veya Yargıtay'da | Beyan dilekçesi; dosya ilk derece mahkemesine gönderilir | Geçici m.1/(6) |
| Hakkımda daha önce etkin pişmanlık uygulandı | Yalnızca uyarlama; Geçici m.1/(7) kapsamı dışındasınız | Geçici m.1/(7) lafzı |
| Hesabımın bilgim dışında kullanıldığına dair yeni belge buldum | Yargılamanın yenilenmesi talebi | CMK m.311/1-e |
| Katkım hesap vermenin ötesine geçmiş (para çekme, mağdurla görüşme) | İndirim koşulları oluşmayabilir; dosya değerlendirilmelidir | TCK m.158/4'teki sınırlama şartı |
| Uyarlama talebim reddedildi | İki hafta içinde itiraz | 5275 s.K. m.101, CMK m.268 |
Giderilecek Zarar Nasıl Belirlenir?
Geçici m.1/(7), etkin pişmanlıktan yararlanmayı zararın "tamamen" giderilmesine bağlamaktadır. Ödemenin sonuç doğurabilmesi için, giderilecek zararın kapsamının doğru belirlenmesi gerekmektedir.
Zararın Kapsamına Ne Girer?
Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesi, zararın "aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen" giderilmesinden söz etmektedir. Uygulamada zararın kapsamı, mağdurun suç nedeniyle uğradığı doğrudan kayıp üzerinden belirlenmektedir. Hesabı kullandırılan dosyalarda bu tutar, kural olarak mağdurun hükümlünün hesabına aktardığı meblağdır.
Birden fazla kişinin hesabından geçen paralar bakımından ise, hükümlünün sorumluluğunun hangi tutarla sınırlı olduğu gerekçeli karardan tespit edilmelidir. Kararda hükümlüye isnat edilen ve sabit görülen menfaat tutarı belirleyicidir.
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Ödeme yapılmadan önce gerekçeli kararın dikkatle okunması gerekmektedir. Kararda hükümlü bakımından sabit görülen tutar ile mağdurun toplam kaybı çoğu zaman farklıdır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı dosyalarda birden fazla mağdur bulunabilmekte, hükümlünün hesabından ise bunların yalnızca bir kısmının parası geçmiş olabilmektedir. Eksik ödeme, "tamamen giderme" şartını karşılamayacağından etkin pişmanlık talebinin reddine yol açmaktadır. Ödeme öncesinde tutarın mahkemeye sorulması ya da mahkemeden tespit talep edilmesi güvenli yoldur.
Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?
Dosyada birden fazla mağdur bulunması hâlinde, etkin pişmanlık değerlendirmesi her mağdur bakımından ayrı ayrı yapılmaktadır. Mağdurlardan yalnızca birinin zararının giderilmesi, diğerleri bakımından "tamamen giderme" şartını karşılamamaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesinin dördüncü fıkrası, kısmen tazmin hâlinde mağdurun rızasının aranacağını düzenlemektedir.
Nitekim birden fazla mağdurun bulunduğu dosyalarda, ödeme planlanırken toplam tutarın ve mağdur sayısının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Kanunun tanıdığı altı aylık süre bu planlama için önem taşımaktadır.
Mağdura Ulaşılamıyorsa Nasıl Ödeme Yapılır?
Mağdurun adresine veya hesap bilgisine ulaşılamadığı hâllerde, ödemenin mahkeme aracılığıyla yapılması gündeme gelmektedir. Uygulamada, tutarın mahkeme veznesine ya da belirlenecek bir hesaba depo edilmesi ve durumun mahkemeye bildirilmesi yolu izlenmektedir. Böyle bir hâlde ödeme iradesinin ve fiilen yatırılan tutarın dosyada belgelenmesi önem taşımaktadır.
Uygulama uyarısı: Mağdura ulaşılamaması hâlinde izlenecek usul, 7589 sayılı Kanun'da özel olarak düzenlenmemiştir. Söz konusu hususta mahkemenin talimatına göre hareket edilmesi ve ödemeden önce mahkemeden yol gösterilmesinin talep edilmesi önerilmektedir. Mağdurun rızasının arandığı hâllerde, rıza alınamadan yapılan ödeme tek başına yeterli olmayabilmektedir.
Uyarlama Talebiyle Birlikte Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
Uyarlama dilekçesinde, asıl talebin yanı sıra sürecin işleyişine ilişkin bazı taleplerin de yer alması yerinde olmaktadır.
| Talep | Amacı | Dayanağı |
|---|---|---|
| Etkin pişmanlık için ihtar yapılması | Altı aylık sürenin başlatılması | Geçici m.1/(7) |
| Giderilecek zarar tutarının tespiti | Eksik ödeme riskinin önlenmesi | TCK m.168/1 ve m.168/4 |
| Mağdurun beyanının alınması | Muvafakat şartının karşılanması | TCK m.168/4 |
| Duruşma açılması | Etkin pişmanlık iradesinin tespiti | CGK E.2022/240, K.2024/194 |
| Cumhuriyet savcısından yazılı görüş alınması | Dosya üzerinden karar verilecekse usulî güvence | 5275 s.K. m.101 |
| Kararın infaz makamına bildirilmesi ve müddetnamenin yeniden düzenlenmesi | Sonucun infaza yansıtılması | Uyarlama kararının niteliği |
| Dosyanın arşivden getirtilmesi | İncelemenin gecikmemesi | Usulî talep |
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Bu taleplerden ikisi çoğu dilekçede atlanmaktadır. Birincisi ihtar talebidir; ihtar yapılmadıkça altı aylık süre işlemeye başlamamakta ve etkin pişmanlık imkânı fiilen kullanılamamaktadır. İkincisi zarar tutarının tespiti talebidir; hükümlü eksik ödeme yaptığında sonuç, hiç ödeme yapmamış gibi olmaktadır. Anılan iki talebin dilekçede açıkça yer alması, sürecin baştan doğru kurulmasını sağlamaktadır.
Uyarlama Kararı Sonrasında Takip Edilmesi Gerekenler
Uyarlama kararının verilmesi süreci sona erdirmemektedir. Kararın sonuç doğurması, kesinleşmesine ve infaz makamlarınca uygulanmasına bağlıdır.
| Aşama | Takip edilecek husus | Neden önemli? |
|---|---|---|
| Tebliğ | Kararın hükümlüye veya vekiline tebliğ tarihi | İtiraz süresi bu tarihten işlemeye başlar |
| İtiraz süresi | İki haftalık sürenin dolup dolmadığı | Süre kaçırılırsa karar kesinleşir |
| Karşı tarafın itirazı | Cumhuriyet savcısının itiraz edip etmediği | İtiraz kesinleşmeyi geciktirir |
| Kesinleşme şerhi | Karara kesinleşme şerhi işlenmesi | Müddetname bu şerhe göre düzenlenir |
| İnfaz makamına gönderim | Kararın Cumhuriyet başsavcılığına ulaşması | Yeni hesaplama bu aşamada yapılır |
| Yeni müddetname | Yeniden düzenlenen müddetnamenin doğruluğu | Tahliye tarihi buna göre belirlenir |
| Hesaplama denetimi | Yeni cezanın ve mahsupların doğru işlenmesi | Hatalı hesaplama fazla infaza yol açar |
Müddetnamedeki Hataya Karşı Ne Yapılabilir?
Yeniden düzenlenen müddetnamede hesaplama hatası bulunduğu kanaatindeyseniz, infaz hâkimliğine başvurulabilmektedir. Müddetname, cezanın infazına ilişkin bir işlem olduğundan, bu işleme karşı şikâyet yolu açıktır. Hesaplamada gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin mahsubu ile uyarlanan cezanın doğru işlenip işlenmediği ayrıca denetlenmelidir. Denetim sırasında hukuki hesaplama araçlarımızdan yararlanılabilmektedir.
Fazla infaz uyarısı: Uyarlama sonucu ceza azaldığında, hükümlünün fiilen çektiği sürenin yeni cezayı aşması ihtimali bulunmaktadır. Böyle bir durumda tazminat talep edilip edilemeyeceği, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ilâ 144 üncü maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir. Söz konusu hususta uyarlamadan kaynaklanan fazla infaza ilişkin yerleşik bir Yargıtay içtihadı bulunmamaktadır; talep, kanunun genel hükümleri çerçevesinde ileri sürülebilmektedir.
Kesinleşmiş Cezası Bulunanlar İçin Kontrol Listesi
Aşağıdaki liste, başvuru öncesinde dosyanın değerlendirilmesi için kullanılabilir.
- Hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinden önce mi verildi?
- Hüküm TCK m.157 veya m.158 uyarınca mı kuruldu?
- Hüküm kesinleşti mi, dosya infaz aşamasında mı?
- Gerekçeli kararda hükümlüye isnat edilen katkı, yalnızca hesap veya ödeme aracı vermek fiiliyle mi sınırlı?
- Kararda hükümlünün parayı çektiği, aktardığı veya mağdurla görüştüğü yönünde bir tespit var mı?
- Hakkında daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık indirimi uygulandı mı?
- Gerekçeli karar, kesinleşme şerhi ve müddetname temin edildi mi?
- Zararın giderilmesi düşünülüyorsa, kararda sabit görülen tutar tespit edildi mi?
- Mağdura ulaşılabiliyor mu, muvafakat beyanı alınabilir mi?
- Hesabın bilgi dışında kullanıldığını gösteren, dosyaya hiç girmemiş bir belge bulunuyor mu?
Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Listedeki dördüncü ve beşinci maddeler belirleyicidir. TCK m.158/4'ün uygulanıp uygulanmayacağı, gerekçeli kararda hükümlünün katkısının nasıl tanımlandığına bağlıdır. Kararda yalnızca hesabın verildiği ve paranın buradan geçtiği tespit edilmişse indirim koşulları güçlü biçimde oluşmaktadır. Öte yandan kararda hükümlünün parayı bizzat çektiği, başka hesaplara aktardığı veya mağdurla iletişim kurduğu yazılıysa, katkının "vermek fiiliyle sınırlı" sayılması güçleşmektedir. Söz konusu değerlendirme dosya bazında yapılmalı, genel yorumlara dayanılmamalıdır.
Rehber Ne Zaman Güncellenecek?
7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçici 1 inci maddenin uygulanmasına ilişkin ilk mahkeme kararlarının ve buna bağlı Yargıtay içtihadının oluşması zaman alacaktır. Rehberde yer alan ve kanunun lafzından çıkarılan değerlendirmeler, uygulamanın şekillenmesiyle birlikte gözden geçirilecektir. Ceza hukukuna ilişkin diğer güncel çalışmalarımız ceza hukuku makaleleri bölümünde yer almaktadır.
Özellikle şu başlıklarda gelişme beklenmektedir: mahkemelerin ihtarı hangi usulle ve hangi sürede yapacağı; ödeme sonrasında infazın durdurulmasına ilişkin taleplerin nasıl karşılanacağı; TCK m.158/4 ile TCK m.168/2 indirimlerinin birlikte uygulanmasında ortaya çıkacak hesap uygulaması; "vermek fiiliyle sınırlı olma" ölçütünün sınırlarının içtihatla nasıl çizileceği.