Bilinçli taksir, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 22. maddesinin üçüncü fıkrasında "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanmış bir kusur türüdür. Basit taksirden farklı olarak bilinçli taksirde fail neticeyi öngörür; ancak becerisi, deneyimi ya da şansına güvenerek gerçekleşmeyeceğine inanır. Olası kastta ise fail neticeyi öngörüp kabullenmektedir. Bilinçli taksir halinde ceza, TCK m.22/3 gereğince üçte birden yarısına kadar artırılmaktadır.
Bilinçli Taksir Nedir?
Bilinçli taksir nedir sorusu, ceza hukuku uygulamasında en sık karşılaşılan sorulardan birini oluşturmaktadır. 5237 sayılı TCK m.22/3 uyarınca bilinçli taksir, failin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi halinde söz konusu olan bir kusur türüdür. Kanun koyucu, bilinçli taksiri basit taksirden ayrı düzenleyerek daha ağır bir yaptırım öngörmüştür; zira neticeyi öngörebilen failin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi bakımından kusuru daha ağır kabul edilmektedir. Nitekim adam öldürme suçu türleri içinde bilinçli taksir, ceza miktarını doğrudan etkileyen belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bilinçli taksir ne demek sorusuna verilecek en yalın cevap şudur: fail, gerçekleştirdiği hareketin tehlikeli bir sonuç doğurabileceğini bilmekte; ancak "olmaz herhalde" ya da "ben idare ederim" düşüncesiyle hareket etmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, bilinçli taksirde failin neticeyi öngörmesi yeterli olmayıp bunun yanında gerçekleşmeyeceğine dair bir güven duygusunun bulunması gerekmektedir. TCK m.22/2'de tanımlanan basit taksirde ise fail neticeyi öngörememekte, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle sonuca sebebiyet vermektedir. İki kusur türü arasındaki temel ayrım noktası, failin neticeyi öngörüp öngörmediğidir.TCK 22/3 Tanımı
5237 sayılı TCK m.22'nin sistematik yapısı incelendiğinde, kanun koyucunun taksiri altı fıkrada ayrıntılı biçimde ele aldığı görülmektedir. Maddenin birinci fıkrası, taksirle işlenen fiillerin ancak kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. İkinci fıkrada taksir, "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi" olarak tanımlanmıştır. Üçüncü fıkrada ise bilinçli taksir, "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde düzenlenerek cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin dördüncü fıkrası uyarınca taksirle işlenen suçtan verilecek ceza failin kusurunun ağırlığına göre belirlenecek olup beşinci fıkra gereğince birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumlu tutulacaktır. Altıncı fıkrada ise "kişisel cezasızlık hali" düzenlenmiştir: taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez. Ancak belirtmek gerekir ki, bilinçli taksir halinde bu imkân sınırlı tutulmuş; verilecek ceza yalnızca yarıdan altıda bire kadar indirilebilmektedir. Kanun koyucunun bu tercihi, bilinçli taksirdeki kusurun ağırlığını yansıtmaktadır.Bilinçli Taksirin Unsurları
Bilinçli taksirin oluşabilmesi için dört temel unsurun bir arada bulunması gerekmektedir. Birinci unsur, fiilin taksirle işlenebilen bir suç tipinde gerçekleşmesidir; TCK m.22/1 uyarınca taksirle işlenebileceği kanunda açıkça belirtilmeyen suçlarda bilinçli taksir uygulanamaz. İkinci unsur, failin iradi bir harekette bulunmasıdır; kaza veya mücbir sebep hallerinde iradilikten söz edilemez. Üçüncü ve belirleyici unsur, failin neticeyi fiilen öngörmesidir; fail, davranışının suçun kanuni tanımındaki neticeyi doğurabileceğini bilmeli veya somut koşullar itibarıyla öngörebilmelidir. Dördüncü unsur ise failin neticeyi istememesidir; fail, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenmeli, başka bir deyişle neticeyi kabullenmemelidir. Uygulamada bilinçli taksirin unsurlarının somut olay bazında tespiti, mahkemeler açısından güç bir değerlendirme gerektirmektedir. Özellikle failin neticeyi gerçekten öngörüp öngörmediği ile öngördüyse gerçekleşmeyeceğine güvenip güvenmediği meselesi, yalnızca failin beyanlarıyla değil olayın nesnel koşullarından hareketle çıkarılmaktadır. Yargıtay, değerlendirmesinde failin eğitim düzeyini, mesleki tecrübesini, olay anındaki koşulları, hareketin tehlikelilik derecesini ve failin olay sonrasındaki tutumunu göz önünde bulundurmaktadır. Neticeyi kabullenme halinde ise artık bilinçli taksirden değil, olası kasttan söz edilecek olup ceza miktarı önemli ölçüde farklılaşacaktır.Basit Taksir ile Bilinçli Taksir Farkı
Basit taksir bilinçli taksir farkı, failin neticeyi öngörme kapasitesinde yatmaktadır. Basit taksirde fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmakta; ancak gerçekleşen neticeyi öngörememektedir. Netice öngörülebilir niteliktedir, fakat fail bunu fiilen öngörememiştir. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi fiilen öngörmekte, ancak gerçekleşmeyeceğine güvenmektedir. Doktrinde ifade edildiği üzere, basit taksirde "bilmesi gerekirdi ama bilmedi", bilinçli taksirde "biliyordu ama güvendi" formülü geçerlidir. İki kusur türü arasındaki bu ayrım, yalnızca teorik değil doğrudan pratik sonuçlar doğurmaktadır; zira ceza miktarı, para cezasına çevirme imkânı ve soruşturma usulü farklılık göstermektedir.Öngörme Hususunun Yarattığı Fark
Taksir türleri arasındaki ayrımı belirleyen temel ölçüt, failin neticeyi öngörüp öngörmediğidir. TCK m.22/2'de tanımlanan basit taksirde neticenin "öngörülmeyerek" gerçekleştirilmesi aranırken, TCK m.22/3'te bilinçli taksir için kişinin "öngördüğü neticeyi istememesi" yeterli görülmüştür. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse; bir cerrahın ameliyat sırasında dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek hastanın ölümüne neden olması halinde - eğer cerrah komplikasyon riskini öngörememişse - basit taksir söz konusu olacaktır. Ancak cerrahın komplikasyon riskini bilmesine ve hastanenin teknik yetersizliğini görmesine karşın "idare ederim" düşüncesiyle ameliyata devam etmesi halinde bilinçli taksir gündeme gelecektir. Yargıtay, öngörme unsurunu değerlendirirken failin mesleği, eğitimi ve olay anındaki somut koşulları bir bütün olarak ele almaktadır. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki farkın yalnızca ceza artırımıyla sınırlı olmadığını vurgulamak gerekmektedir. TCK m.50/4 uyarınca taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa adli para cezasına çevrilebilmekte; ancak aynı fıkranın son cümlesi gereğince bilinçli taksir halinde bu imkân uygulanmamaktadır. Benzer şekilde TCK m.89/5 uyarınca basit taksirle işlenen hafif yaralama suçunun soruşturulması şikâyete bağlı iken, bilinçli taksirle işlenen nitelikli yaralama suçları resen soruşturulmaktadır. TCK m.22/6'daki kişisel cezasızlık hali bakımından ise basit taksirde ceza tamamen kaldırılabilirken, bilinçli taksirde yalnızca yarıdan altıda bire kadar indirim yapılabilmektedir.Karşılaştırma Tablosu
| Ölçüt | Basit Taksir (TCK m.22/2) | Bilinçli Taksir (TCK m.22/3) |
|---|---|---|
| Neticeyi öngörme | Fail neticeyi öngöremez | Fail neticeyi öngörür |
| Neticeye karşı tutum | Öngörülebilir netice, öngörülememiştir | Gerçekleşmeyeceğine güvenir |
| Kusurun ağırlığı | Daha hafif kusur | Daha ağır kusur |
| Ceza sonucu | Temel ceza uygulanır | Temel ceza 1/3 ile 1/2 oranında artırılır |
Bilinçli Taksir ile Olası Kast Farkı
Bilinçli taksir olası kast farkı, ceza hukukunun en tartışmalı ve ince ayrımlarından birini oluşturmaktadır. Her iki kusur türünde de fail neticeyi öngörmektedir; fark, failin öngördüğü neticeye karşı psikolojik tutumundadır. TCK m.22/3 anlamında bilinçli taksirde fail, neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmekte iken, TCK m.21/2 anlamında olası kastta fail, neticeyi kabullenmekte ve "olursa olsun" tutumu sergilemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun pek çok kararında belirtildiği üzere, ceza sorumluluğunun temelini oluşturan kusur sistemi içinde bu iki kavram arasındaki sınır, doğrudan ceza miktarını belirleyen en belirleyici etkendir. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse; alkollü şekilde araç kullanan ve aşırı hız yapan sürücü, kaza yapabileceğini ve birinin ölümüne neden olabileceğini öngörmektedir. Sürücü, sürüş becerisine güvenerek veya "yol boş, bir şey olmaz" düşüncesiyle hareket ediyorsa bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Buna karşılık, aynı sürücü kalabalık bir caddeye doğru bile bile hız kesmeden giriyorsa ve "çarparsam çarparım" tutumu sergiliyorsa artık olası kasttan söz edilecektir. Ayrımın pratik sonucu son derece ağırdır: bilinçli taksirle öldürmede ceza yaklaşık üç ila dokuz yıl iken, olası kastla öldürmede yirmi ila yirmi beş yıl hapis cezasına hükmedilmektedir.Kabullenmek mi Güvenmek mi? Bıçak Sırtı Ayrım
Doktrinde olası kast ile bilinçli taksir ayrımında Frank formülü olarak bilinen test uygulanmaktadır. Öztürk ve Erdem'in ifadesiyle: "Öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi diyebiliyorsak olası kast; neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir" (Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin, 17. Baskı, s.303-304). Yargıtay Ceza Genel Kurulu da yerleşik içtihatlarında benzer bir yaklaşım benimsemektedir: öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması halinde olası kast, failin neticenin gerçekleşmemesi için önlem almaya çalışması ya da becerisi ile şansına güvenmesi halinde bilinçli taksir kabul edilmektedir.Yargıtay Uygulamasında Ayrım Kriterleri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2024/315, K.2025/546, T. 03.12.2025:
"...failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır."
| Ölçüt | Bilinçli Taksir (TCK m.22/3) | Olası Kast (TCK m.21/2) |
|---|---|---|
| Neticeyi öngörme | Fail neticeyi öngörür | Fail neticeyi öngörür |
| Neticeye karşı tutum | Güvenir: "Olmaz herhalde" | Kabullenir: "Olursa olsun" |
| Frank formülü | "Bilseydi yapmazdı" | "Bilse de yapardı" |
| Önlem alma | Güvenme veya önlem alma çabası | Kayıtsız kalma, önlem almama |
| Öldürmede ceza | 2 yıl 8 ay - 9 yıl hapis | 20-25 yıl hapis |
| Ceza farkı oranı | Temel cezadan artırım (1/3-1/2) | Temel cezadan indirim (1/3-1/2) |
| Tipik örnek | Alkollü araç kullanma, hız aşımı | Kalabalığa doğru ateş açma |
Bilinçli Taksirle Öldürme Cezası
Bilinçli taksirle öldürme cezası, TCK m.85 ile m.22/3'ün birlikte uygulanması suretiyle belirlenmektedir. TCK m.85/1 uyarınca taksirle öldürmenin temel cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıdır. Bilinçli taksirin varlığı halinde TCK m.22/3 gereğince bu ceza üçte birden yarısına kadar artırılmaktadır. Dolayısıyla bilinçli taksirle öldürme suçunun ceza aralığı, iki yıl sekiz aydan dokuz yıla kadar hapis olarak belirlenmektedir. Birden fazla kişinin ölümüne neden olunması halinde ise TCK m.85/2 uyarınca temel ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis olup bilinçli taksir artırımı uygulandığında sonuç ceza yirmi iki yıl altı aya kadar çıkabilmektedir.Ceza Artırım Oranı Ne Kadar?
TCK m.22/3 uyarınca bilinçli taksir artırımı, temel ceza üzerinden üçte birden yarısına kadar uygulanmaktadır. Artırım oranının alt sınır mı yoksa üst sınır mı olarak belirleneceği, mahkemenin takdirindedir. Yargıtay içtihatlarına göre artırım oranı belirlenirken failin kusur derecesi, öngörmenin yoğunluğu, alınan veya alınmayan tedbirler ile neticenin ağırlığı göz önünde bulundurulmaktadır. Uygulamada yüksek alkol oranı ile araç kullanan sürücüler hakkında artırımın üst sınırdan uygulandığı, hız aşımı gibi nispeten daha düşük kusurluluk hallerinde ise alt sınırdan artırım yapıldığı gözlemlenmektedir. Bilinçli taksirle öldürme suçunda ceza belirlenirken TCK m.61'deki bireyselleştirme ölçütleri de dikkate alınmaktadır. Mahkeme, suçun işleniş biçimini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını ve failin kusurunun ağırlığını göz önünde bulundurarak temel cezayı belirlemekte; ardından bilinçli taksir artırımını bu ceza üzerinden uygulamaktadır. TCK m.62 uyarınca takdiri indirim uygulanması halinde cezadan altıda bir oranında indirim de yapılabilmektedir.Ceza Hesaplama Örneği
| Aşama | Açıklama | Alt Sınır | Üst Sınır |
|---|---|---|---|
| 1. Temel ceza (TCK m.85/1) | Taksirle öldürme - tek kişi | 2 yıl | 6 yıl |
| 2. Bilinçli taksir artırımı (m.22/3) | 1/3 ile 1/2 oranında artırım | 2 yıl 8 ay | 9 yıl |
| 3. Birden fazla ölüm (m.85/2) | Temel ceza 2-15 yıl + artırım | 2 yıl 8 ay | 22 yıl 6 ay |
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2021/10861, K.2025/9124, T. 23.12.2025:
"...sanığın alkollü oluşu ve hukuka aykırı neticeyi öngörmesine rağmen gerçekleşmeyeceğine güvenerek ve bu güvenle hareketini sürdürerek kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu göz önüne alınarak cezasında TCK 22/3 uyarınca bilinçli taksir kapsamında artırım yapılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA..."
Bilinçli Taksirle Yaralama Cezası
TCK m.89/1 uyarınca taksirle yaralama suçunun temel cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bilinçli taksirle yaralama cezası, bu temel cezaya TCK m.22/3 gereğince üçte birden yarısına kadar artırım uygulanması suretiyle belirlenmektedir. Nitelikli yaralama hallerinde (TCK m.89/2-3) cezanın yarı veya bir kat artırılması söz konusu olup bilinçli taksir artırımı bu artırılmış ceza üzerinden uygulanmaktadır. Mağdurun duyularından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmasında sürekli zorluğa veya yaşamını tehlikeye sokan bir durumun oluşması hallerinde nitelikli yaralama hükümleri devreye girmektedir. Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak TCK m.89/5 uyarınca, birinci fıkra kapsamına giren basit yaralama hariç olmak üzere suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmamaktadır. Başka bir deyişle, bilinçli taksirle nitelikli yaralama suçu resen soruşturulmakta ve kovuşturulmaktadır. İş kazaları ve trafik kazaları kapsamında meydana gelen yaralamalarda bilinçli taksir tespiti, failin ceza sorumluluğunu önemli ölçüde artırmaktadır. Bilinçli taksirle yaralama suçunda tıbbi müdahale kaynaklı sorumluluk da ayrıca değerlendirilmektedir. Sağlık personelinin komplikasyon riskini bilmesine rağmen gerekli önlemleri almadan müdahale etmesi ve hastanın yaralanmasına sebebiyet vermesi halinde bilinçli taksir hükümleri gündeme gelebilmektedir. Yargıtay, tıbbi malpraktis davalarında bilinçli taksir tespitinde sağlık personelinin mesleki deneyimini, hastane koşullarını ve tıbbi standartlara uygunluk derecesini birlikte değerlendirmektedir. Bilirkişi raporu, kusur oranının ve taksir türünün belirlenmesinde belirleyici delil niteliğindedir. Adli Tıp Kurumu'nun tıbbi uygulama hatalarına ilişkin raporları ile Sağlık Bakanlığı bünyesindeki mesleki sorumluluk kurullarının görüşleri, mahkemece birlikte değerlendirilmektedir. TCK m.22/5 uyarınca birden fazla sağlık personelinin birlikte sorumluluğunun bulunduğu hallerde, her bir failin cezası kendi kusurunun ağırlığına göre ayrı ayrı belirlenmektedir.Örnek Olaylarla Bilinçli Taksir
Bilinçli taksir örnekleri, uygulamada en sık trafik kazaları, iş kazaları ve imar mevzuatına aykırı yapılaşma kaynaklı ölümler kapsamında karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik uygulamasında, bilinçli taksir tespitinde failin somut olay koşullarında neticeyi öngörüp öngöremeyeceği ve öngördüyse gerçekleşmeyeceğine güvenip güvenmediği ayrıntılı biçimde araştırılmaktadır. Aşağıda Yargıtay kararlarıyla teyit edilmiş somut olay kategorileri incelenmektedir.Alkollü Araç Kullanma ve Bilinçli Taksir
Alkol bilinçli taksir bağlantısı, uygulamada en sık karşılaşılan ve en az tartışmalı olan kategoridir. Yargıtay içtihatlarında, sürücünün alkol etkisi altında araç kullanması halinde kaza yapabileceğini ve birinin ölümüne ya da yaralanmasına neden olabileceğini öngörmesi gerektiği kabul edilmektedir. Özellikle 1.00 promilin üzerindeki alkol oranlarında Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sürücünün neticeyi öngördüğü ancak gerçekleşmeyeceğine güvendiğini değerlendirerek bilinçli taksir hükümlerini uygulamaktadır. Dikkat çeken husus, alkol oranı ile bilinçli taksir artırım miktarı arasında doğru orantılı bir ilişki bulunmasıdır; yüksek alkol oranlarında artırımın üst sınırdan uygulandığı, nispeten düşük oranlarda ise alt sınırdan belirlendiği görülmektedir. Alkollü araç kullanma ile bilinçli taksir arasındaki ilişkinin olası kast sınırına ne zaman ulaşacağı da uygulamada tartışma konusudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik görüşüne göre, yalnızca alkollü olmak olası kast için yeterli değildir; bunun yanında failin ek tehlike yaratan davranışlar sergilemesi (karşı şeride geçme, kırmızı ışık ihlali, aşırı hız gibi) ve neticenin gerçekleşmesine karşı kayıtsız kalması aranmaktadır. Alkollü sürücünün ayrıca aşırı hız yapması veya uyarılara rağmen araç kullanmaya devam etmesi gibi hallerde olası kast değerlendirmesi gündeme gelebilmektedir.Deprem Yönetmeliğine Aykırı Bina Yapımı
İmar mevzuatına ve deprem yönetmeliğine aykırı biçimde inşa edilen binaların deprem sonucu çökmesi halinde meydana gelen ölümler, güncel yargı pratiğinde giderek artan bir önem taşımaktadır. Müteahhit, mühendis ve denetim görevlilerinin, yapı güvenliği riskini bilmelerine rağmen maliyet veya süre baskısıyla standartlara aykırı davranmaları, bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, deprem yönetmeliğine aykırı yapılaşmada sorumluluk zincirindeki her failin kendi kusuru oranında cezalandırılmasını aramaktadır (12. CD, E.2024/3967, K.2025/8742, Karar Metni). TCK m.22/5 gereğince birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan sorumlu tutulacağı ilkesi, deprem davalarında özellikle önem kazanmaktadır. Deprem kaynaklı bina çökmesi davalarında olası kast ile bilinçli taksir ayrımı da tartışma konusu olmaktadır. Müteahhidin daha önce de bina çökmesi yaşamış olması, açıkça uyarılmasına rağmen inşaata devam etmesi veya denetim raporlarını kasten gizlemesi gibi hallerde olası kast gündeme gelebilmektedir. Buna karşılık, yapı standartlarına aykırılığın farkında olmasına rağmen "deprem olmaz" ya da "bina dayanır" düşüncesiyle hareket eden sorumlular hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmaktadır.Kırmızı Işık İhlali, Aşırı Hız ve Alkol Tamlaması...
Trafik kurallarının birden fazla ihlalin bir arada gerçekleştirilmesi, bilinçli taksir tespitini güçlendiren ve artırım oranını yükselten bir etkendir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin güncel kararlarında, alkollü araç kullanma ile kırmızı ışık ihlali veya aşırı hızın birleşmesi halinde bilinçli taksir artırımının üst sınırdan uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle daha önce alkollü araç kullandığı için ehliyetine el konulmuş olan sürücünün yeniden alkollü araç kullanarak ölümlü kazaya sebebiyet vermesi, kusurun ağırlığını açıkça ortaya koymaktadır.Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2021/10384, K.2025/9270, T. 25.12.2025:
"...142 promil alkollü olan ve daha önce alkollü araç kullandığı için ehliyetine el konulan sanık sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile ... olay mahalli ışık kontrollü kavşağa kendi istikametine hitap eden kırmızı ışıkta giriş yaptığı sırada ... kavşağa giriş yapan sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı otomobile çarpması neticesinde, otomobildeki 2 yolcunun öldüğü, otomobil sürücüsünün yüzde sabit iz ve sol gözde işlev zayıflaması şeklinde, 1 yolcunun yüzde sabit iz, 2 yolcunun basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde, 2 yolcunun orta 3 derece kemik kırığı olmak üzere toplam 6 kişinin de yaralandığı olayda; ... dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri ile tam kusurlu olduğu ... 142 promil alkollü olarak kazaya sebebiyet veren ve kırmızı ışık ihlali yapan sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanarak ... mahkûmiyet kararı verilmiştir. TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA..."
Hız Sınırını Aşarak Ölüme Neden Olma
Aşırı hız, bilinçli taksir tespitinde sıklıkla değerlendirilen etkenlerden biridir. Yargıtay, hız sınırının belirgin ölçüde aşılması halinde sürücünün kaza yapabileceğini öngörmesi gerektiğini kabul etmektedir. Şehir içinde belirlenen hız sınırının iki katını aşan sürücüler hakkında bilinçli taksir artırımının üst sınırdan uygulandığı yerleşik içtihatlarla sabittir. Hız sınırı aşımının miktarı ile bilinçli taksir artırım oranı arasında doğru orantılı bir ilişki bulunmakta; nispeten düşük aşımlarda alt sınırdan, yüksek aşımlarda ise üst sınırdan artırım yapıldığı gözlemlenmektedir.İş Kazası ve Bilinçli Taksir
İş kazalarında bilinçli taksir uygulaması, özellikle inşaat sektöründe yüksekten düşme, göçük ve iş makinesi kaynaklı ölüm olaylarında gündeme gelmektedir. TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan sorumlu tutulacağı ilkesi gereğince, işveren, taşeron, şantiye şefi ve iş güvenliği uzmanı gibi sorumluluk zincirindeki her fail ayrı ayrı değerlendirilmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında alınması gereken tedbirlerin alınmaması, iş güvenliği eğitiminin verilmemesi ve kişisel koruyucu donanımın sağlanmaması, bilinçli taksir tespitini güçlendiren olgular arasında yer almaktadır.Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2024/2750, K.2024/7748, T. 18.12.2024:
"...işçi sağlığı iş güvenliği ve yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin eğitiminin bir kısım belgeleri işçiye verilmesini değil eylemli olarak bilgilerin aktarımı öneminin kavratılması, uygun davranışların kazandırılmasını gerektirdiği ayrıca eğitimden sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerinin alındığının ve uygulandığının denetlenmesinin gerektiği ölen ...'ya bu konuda eğitim verilmediği, ölenin sağlık kurulu raporu olmadığı, olayın geçtiği inşaatta çalışmaların teknik bir görevli denetiminde yapılmadığı, çalışanlara kişisel koruyucu verildiğini gösterir belge olmadığı ... asli kusurlu olduğunun belirlendiği... düşme tehlikesine karşı gerekli koruyucu önlemleri aldırması gerekirken aksine kusurlu davranışlarıyla neticeye sebebiyet verdiği anlaşılmakla, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, katılan vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmüştür. "
Direksiyonda Uyuma
Uzun yol şoförlerinin direksiyonda uyuması sonucu meydana gelen ölümlü trafik kazalarında Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik uygulaması, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması yönündedir. Sürücünün uzun süre dinlenmeden araç kullandığının ve uykusuzluk belirtilerinin farkında olmasına rağmen yola devam ettiğinin tespiti halinde mahkeme, failin uyuyabileceğini ve kaza yapabileceğini öngördüğünü ancak gerçekleşmeyeceğine güvendiğini kabul etmektedir.Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2020/4200, K.2022/4012, T. 24.05.2022:
"Dairemiz yerleşik uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda direksiyon başında uyuma neticesinde meydana gelen kazalarda sanıkların TCK'nın 22/3. maddesinde tanımlı bilinçli taksir hükümleri uyarınca sorumlu tutulması gerektiği, direksiyon başında uyuması nedeniyle kazaya sebebiyet veren sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi..."
Yasal Uyarı:İşbu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık teşkil etmez. Ceza hukuku soruşturma ve kovuşturmaları kişilerin özgürlüğünü ve geleceğini doğrudan etkilediği için, sürecin sağlıklı ve hak kaybına uğranmadan yürütülmesi açısından uzman bir ceza avukatı ile çalışmanız şiddetle tavsiye edilir.