Bu sayfayı yapay zeka ile özetleyin
Sayfanın hukuki içeriğini saniyeler içinde okuyun; önemli noktalar ve somut ayrıntılar tek kartta toplansın.
Bu sayfa, YBS Hukuk internet sitesindeki ceza hukuku dilekçe arşividir ve ceza sürecinde kullanılan başvuruların hangi aşamada, hangi mercie ve hangi süre içinde verildiğini açıklar. Ele alınan başlıca dilekçe türleri şunlardır: suç duyurusu ve şikâyet dilekçesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz, soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararına itiraz, tahliye talebi, hâkim veya mahkeme kararına itiraz, istinaf ve temyiz başvurusu ile koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemi.
Süreler bakımından: şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesine göre altı aydır ve fiil ile failin öğrenildiği günden başlar. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173. maddesine, karara itiraz 268. maddeye, istinaf 273. ve temyiz 291. maddeye göre iki haftadır. Tazminat istemi 142. maddeye göre üç ay içinde yapılır.
Bu özet yapay zeka tarafından üretilmiştir ve genel bilgilendirme amacı taşır. Somut hukuki süreçler için birebir değerlendirme gerekir.
Ceza hukuku örnek dilekçeleri, bir suç iddiasını Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek, verilen bir karara itiraz etmek veya yargılama sırasında talepte bulunmak için kullanılan yazılı başvuruların şablonlarıdır. Şikâyet dilekçesi soruşturmayı başlatır; kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz, tahliye talebi ve kanun yolu başvuruları ise kanunda gösterilen süreler içinde verilmek zorundadır. Bu sayfada her dilekçe türünün hangi aşamada, hangi mercie ve hangi süre içinde verildiği açıklanmıştır.
Ceza Dilekçesi Ne İşe Yarar ve Hangi Durumda Verilir?
Ceza muhakemesi, hukuk davalarından farklı olarak çoğu zaman kişinin kendi iradesiyle değil, bir suç şüphesinin öğrenilmesiyle harekete geçer. Buna karşılık sürecin başlaması ve yön değiştirmesi, çoğu kez taraflardan gelen yazılı başvurulara bağlıdır. Suçtan zarar gören kişi şikâyet dilekçesiyle soruşturmanın açılmasını sağlar; şüpheli veya sanık ise savunmasını, tahliye talebini ve kanun yolu başvurusunu yine dilekçeyle iletir.
Ceza sürecinde dilekçenin işlevi aşamaya göre değişir. Soruşturma evresinde amaç, delillerin toplanmasını ve isnadın somutlaşmasını sağlamaktır; bu aşamada verilen dilekçeler Cumhuriyet başsavcılığına yöneliktir. Kovuşturma evresinde dilekçe, mahkemeye yöneltilir ve delil sunma, tanık bildirme, tutukluluğun gözden geçirilmesi gibi taleplerin aracıdır. Karar verildikten sonra ise dilekçe, kanun yoluna başvurmanın tek yoludur.
Bu üç aşamanın kuralları aynı değildir. Soruşturma evresinde başvuru şekli oldukça esnektir; buna karşılık karara itiraz ve kanun yolu başvurularında süre kesindir ve kaçırıldığında başvuru esastan incelenmez. Bu nedenle ceza dilekçesi örneği ararken, önce hangi aşamada bulunulduğunun belirlenmesi gerekir.
Ceza Hukuku Alanında En Çok Kullanılan Dilekçe Türleri
Aşağıda ceza sürecinde en sık başvurulan dilekçe türleri, hangi durumda kullanıldıklarıyla birlikte sıralanmıştır. Her başlık, o dilekçenin hangi aşamaya ait olduğunu da göstermektedir.
Suç Duyurusu ve Şikâyet Dilekçesi
Soruşturmayı başlatan temel başvurudur. Suçtan zarar gören kişi veya olayı öğrenen üçüncü kişi tarafından verilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesine göre suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvuru ilgili başsavcılığa gönderilir. Aynı maddeye göre başvuru yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak da yapılabilir. Dilekçede olayın tarihi, yeri, nasıl gerçekleştiği ve varsa tanıklar ile delillerin gösterilmesi beklenir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz Dilekçesi
Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar 5271 sayılı Kanunun 172. maddesinde düzenlenmiştir ve kararda itiraz hakkı, süresi ile mercii gösterilir. Suçtan zarar gören, aynı Kanunun 173. maddesi uyarınca kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz Dilekçesi
İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya başvurunun soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. 5271 sayılı Kanunun 158. maddesinin altıncı fıkrasına göre bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez ve karara karşı 173. maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde başsavcılık soruşturma işlemlerini başlatır.
Tahliye Talebi ve Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi
Tutuklu bulunan kişi için hazırlanan bu dilekçe, tutukluluğun sona erdirilmesini ister. 5271 sayılı Kanunun 104. maddesine göre soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir; tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmeye hâkim ya da mahkemece karar verilir ve bu kararlara itiraz edilebilir. Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, ilgili daire tarafından dosya üzerinde inceleme sonrasında verilir.
Hâkim veya Mahkeme Kararına İtiraz Dilekçesi
Tutuklama, adli kontrol, el koyma gibi kararlara karşı başvurulan yoldur. 5271 sayılı Kanunun 268. maddesine göre hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek bir dilekçe ile yapılır. Kararına itiraz edilen merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.
İstinaf Başvuru Dilekçesi
İlk derece mahkemesi hükmüne karşı bölge adliye mahkemesine gidilmesini sağlar. 5271 sayılı Kanunun 273. maddesine göre istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Sanık ve katılan sıfatını almış olanlar bakımından dilekçede başvuru nedenlerinin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel değildir; buna karşılık aşağıda açıklanacağı üzere, gösterilmeyen bazı hususlar kendiliğinden incelenmeyebilir.
Temyiz Dilekçesi
Bölge adliye mahkemesi kararına karşı Yargıtaya başvuru yoludur. 5271 sayılı Kanunun 291. maddesine göre temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesiyle yapılır. Her hüküm temyize açık olmadığı için, dilekçe hazırlanmadan önce kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı denetlenmelidir.
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat İstemi Dilekçesi
Haksız yakalama, tutuklama gibi koruma tedbirleri nedeniyle zarara uğrayan kişinin başvurusudur. 5271 sayılı Kanunun 142. maddesine göre istem, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir. Dilekçeye açık kimlik ve adres ile zarara uğranılan işlemin ve zararın nitelik ve niceliğinin kaydedilmesi, bunların belgelerinin eklenmesi gerekir; bilgi ve belgelerin yetersizliği hâlinde eksikliğin bir ay içinde giderilmesi istenir.
Ceza Dilekçesi Nereye Verilir? Görevli ve Yetkili Merci
Ceza sürecinde başvurulacak merci, dilekçenin ait olduğu aşamaya göre değişir. Aşağıdaki tablo, en sık kullanılan dilekçelerin hangi kapıya verildiğini özetlemektedir.
| Dilekçe | Verileceği merci | Aşama |
|---|---|---|
| Şikâyet ve suç duyurusu | Cumhuriyet başsavcılığı veya kolluk | Soruşturma |
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz | Sulh ceza hâkimliği | Soruşturma sonu |
| Tahliye talebi | Kararı verecek hâkim veya mahkeme | Her aşama |
| Karara itiraz | Kararı veren merci | Her aşama |
| İstinaf başvurusu | Hükmü veren mahkeme | Hükümden sonra |
| Temyiz başvurusu | Hükmü veren mahkeme | İstinaftan sonra |
| Koruma tedbiri tazminatı | Ağır ceza mahkemesi | Kesinleşmeden sonra |
İtiraz ve kanun yolu dilekçelerinin kararı veren mercie verilmesi dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Dilekçe doğrudan üst mercie gönderildiğinde işlem gecikebilir. 5271 sayılı Kanunun 268. maddesi, kararına itiraz edilen merciin itirazı yerinde görmesi hâlinde kararını düzeltebileceğini öngörmüştür; bu da başvurunun neden ilk olarak o mercie yapıldığını açıklar.
İtirazı incelemeye yetkili merciler aynı maddede ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazlar, o yerde birden fazla hâkimlik varsa numara olarak kendisini izleyen hâkimlikçe incelenir. Asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi ise yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine aittir.
Ceza Dilekçelerinde Süreler ve Hak Düşürücü Süre Uyarıları
Ceza sürecinde süreler, kanun yolu başvurularında kesindir. Süresi içinde verilmeyen itiraz veya kanun yolu dilekçesi esastan incelenmez. Aşağıdaki süreler yürürlükteki kanun metninden alınmıştır; internette yer alan eski tarihli şablonlarda bu sürelerin değişiklik öncesi hâlleri görülebilmektedir.
Şikâyete bağlı suçlarda süre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesine göre altı aydır. Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Maddeye 2024 yılında eklenen cümleyle, şikâyete bağlı hakaret suçu bakımından şikâyet süresinin her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceği kabul edilmiştir. Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse, bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
| Başvuru | Süre | Başlangıç |
|---|---|---|
| Şikâyet (şikâyete bağlı suçlarda) | Altı ay | Fiili ve faili öğrenme günü |
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz | İki hafta | Kararın tebliği |
| Hâkim veya mahkeme kararına itiraz | İki hafta | Kararın öğrenildiği gün |
| İstinaf | İki hafta | Gerekçeli hükmün tebliği |
| Temyiz | İki hafta | Gerekçeli hükmün tebliği |
| Koruma tedbiri tazminatı | Üç ay, her hâlde bir yıl | Kesinleşmenin tebliği |
Sürelerin başlangıcı konusunda en sık karşılaşılan yanılgı, istinaf ve temyiz süresinin kararın açıklandığı duruşma tarihinden itibaren hesaplanmasıdır. Oysa 5271 sayılı Kanunun 273 ve 291. maddeleri, süreyi hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihe bağlamıştır. Kanun yolu sürelerine ilişkin bu düzenlemeler, aynı Kanuna eklenen geçici 6. madde uyarınca 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlarda önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur; dolayısıyla eski tarihli bir dosyada süre hesabı yapılırken kararın tarihi belirleyicidir.
Yargıtay Kararlarında Ceza Dilekçesinin İçeriği ve Süresi
Şikâyet süresinin ne zaman başladığı, uygulamada dilekçeye eklenen belgelerle ispatlanmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma üzerine verdiği kararda bu noktayı somutlaştırmıştır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2020/19287, K.2021/303, 12.01.2021, kanun yararına bozma, oy birliği
"Somut olayda; müşteki vekilinin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesinde, sosyal paylaşım sitesinde yer alan hakaret içeren yazıyı öğrenme tarihinin 27/10/2019 olduğunu ve şikayet dilekçesi ekinde sunduğu ekran görüntülerinin sol üst kısmında yazan 27/10/2019 tarihinin de hakaret içeren yazının çıktısının alındığı tarih olduğunu belirtmesi karşısında; şikayetin süresinde yapıldığı gözetilmeden, şikayet hakkının süresinin geçtiğinden bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır."
Karar iki bakımdan yol göstericidir. Birincisi, altı aylık sürenin suç tarihinden değil, fiilin ve failin öğrenildiği günden başladığını teyit eder. İkincisi, öğrenme tarihinin dilekçe ekindeki ekran görüntüsünün üzerindeki tarihle ortaya konulabileceğini gösterir. İnternet üzerinden işlenen suçlarda çıktının tarihli biçimde alınması ve dilekçeye eklenmesi, sürenin geçtiği itirazını karşılamak bakımından önem taşır.
Süre kaçırıldığında başvurunun her koşulda reddedileceği de düşünülmemelidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, süresinden sonra verilen bir itiraz dilekçesinde mazeret ileri sürülmüş olması hâlinde merciin izleyeceği yolu belirlemiştir. Kararda, müştekinin eşinin rahatsızlığı nedeniyle süresinde itirazda bulunamadığına dair rapor örneğini ibraz ederek dilekçe sunması karşısında, bu talebin eski hâle getirme talebi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Daire, 5271 sayılı Kanunun 42. maddesinin birinci fıkrasındaki "Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir" hükmü uyarınca, merci tarafından öncelikle eski hâle getirme talebi hakkında bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiş ve bu yapılmadan verilen kararı bozmuştur.
Bu karar, süresi geçmiş bir başvuruda mazeretin belgeyle birlikte açıkça ileri sürülmesinin önemini göstermektedir. Not: anılan kararda kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresi, karar tarihinde yürürlükte olan metne göre onbeş gün olarak anılmıştır. Bu süre sonradan değiştirilmiş olup, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından 5271 sayılı Kanunun 173. maddesi uyarınca iki haftadır. Kararın eski hâle getirmeye ilişkin tespiti ise geçerliliğini korumaktadır.
Kanun yolu dilekçesinin içeriğinin ne kadar önemli olduğu ise Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kararında görülmektedir. Daire, istinaf dilekçesinde vekâlet ücretine yönelik münhasır bir bozma sebebi gösterilmemesi karşısında, "vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olmasından dolayı ilgili tarafça bu husus bozma nedeni olarak gösterilmediği takdirde istinaf incelemesinde re'sen nazara alınamayacağı" sonucuna varmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E.2025/8762, K.2026/232, 08.01.2026, oy birliği).
Kararı resmî kaynakta doğrulaBuradan çıkan pratik sonuç şudur: 5271 sayılı Kanunun 273. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde nedenlerin gösterilmemesi incelemeye engel olmasa da, şahsi hakka ilişkin bazı hususlar dilekçede ayrıca ileri sürülmediğinde kendiliğinden incelenmeyebilir. Bu nedenle kanun yolu dilekçesinde itiraz edilen her nokta ayrı ayrı yazılmalıdır.
Ceza Dilekçesinde Delil ve Ek Düzeni Nasıl Kurulur?
Ceza dosyasında dilekçenin ikna gücü, ileri sürülen olgunun belgeyle desteklenmesine bağlıdır. Şikâyet dilekçesinde her iddianın hangi delille ortaya konulacağı ayrı ayrı gösterildiğinde, savcılığın hangi araştırmayı yapacağı da belirginleşir. Delil olarak yalnızca elde bulunan belgeler değil, başka yerlerden getirtilmesi istenen kayıtlar da bildirilir: kamera görüntüleri, iletişim kayıtları, hastane evrakı, banka hareketleri ve kurum yazışmaları bu gruptadır. Bu tür deliller bakımından dilekçede kaydın hangi kurumda bulunduğunun ve hangi tarih aralığına ilişkin olduğunun belirtilmesi, talebin yerine getirilmesini kolaylaştırır.
Kamera görüntüleri ve dijital kayıtlar bakımından zaman etkeni ayrıca önem taşır. Bu kayıtlar belirli sürelerin sonunda kendiliğinden silinebildiği için, şikâyet dilekçesinde kayıtların ivedilikle temin edilmesinin talep edilmesi yerinde olur. Sürenin geçmesiyle kaybolan bir delil, sonradan hiçbir dilekçeyle geri getirilemez.
Ekler numaralandırılarak sunulur ve dilekçe metninde ilgili olayın anlatıldığı yerde ek numarasıyla anılır. Böylece hangi belgenin hangi iddiayı desteklediği izlenebilir hâle gelir. Tanık deliline dayanılıyorsa, tanığın kimliği ve adresi ile hangi olguyu bildiğinin belirtilmesi beklenir; yalnızca isim yazılması, tanığın hangi konuda dinleneceğini göstermediği için yeterli olmayabilir.
Ceza Dilekçesinde Dil ve Beyan Riski
Ceza dilekçesi, bir talep aracı olmasının yanında dosyaya giren bir beyandır. Bu özellik, hukuk davalarındaki dilekçelerden farklı bir dikkat gerektirir; çünkü şüpheli veya sanık adına verilen bir dilekçede yer alan ifadeler, sonraki aşamalarda aleyhe değerlendirilebilir. Şablonlardan yararlanırken en çok özen gösterilmesi gereken nokta budur.
Bu nedenle savunma amacıyla hazırlanan dilekçelerde, isnadın kabul edildiği izlenimi doğuran kalıplardan kaçınılır. Olayın anlatımı yapılırken dosyada karşılığı bulunmayan varsayımlara yer verilmez. Aynı şekilde, dosyada henüz bulunmayan bir delilin varlığına işaret eden ifadeler, karşı tarafın o delili aramasına yol açabileceği için dikkatle değerlendirilmelidir.
Müşteki tarafından verilen dilekçelerde ise farklı bir risk vardır: olayın gerçeğe aykırı biçimde genişletilmesi. Suç isnadının dayanaksız kalması hâlinde bunun ayrı bir sorumluluk doğurabileceği gözetilerek, dilekçede yalnızca ispatlanabilir olguların ileri sürülmesi gerekir. Her iki tarafta da ölçülü bir dil kullanılması, metnin inandırıcılığını artırır.
Ceza Dilekçelerinde Sık Yapılan Hatalar
- Şikâyet dilekçesinde olayın tarih ve yer bilgisinin belirsiz bırakılması. Soruşturmanın yönü büyük ölçüde bu bilgilerle belirlenir.
- İnternet üzerinden işlenen suçlarda ekran görüntüsünün tarihsiz alınması. Öğrenme tarihinin ispatı güçleşir.
- Kanun yolu süresinin duruşmada kararın açıklandığı tarihten hesaplanması. Süre, gerekçeli hükmün tebliğinden işlemeye başlar.
- Süresi geçmiş başvuruda mazeretin belgesiz ileri sürülmesi. Eski hâle getirme talebi, dayanağı gösterilerek yapılmalıdır.
- İtiraz dilekçesinin doğrudan üst mercie gönderilmesi. İtiraz, kararı veren mercie verilir.
- Kanun yolu dilekçesinde itiraz edilen hususların tek tek yazılmaması. Bazı hususlar kendiliğinden incelenmeyebilir.
- Eski tarihli şablonların kullanılması. Kanun yolu süreleri 2024 yılında değişmiştir.
- Şüpheli veya sanık lehine olduğu düşünülen ancak dosyada karşılığı bulunmayan beyanların dilekçeye taşınması.
Ceza Hukuku Örnek Dilekçelerini Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?
Ceza sürecinde dilekçe, yalnızca bir talep aracı değil aynı zamanda dosyaya giren bir beyandır. Bu nedenle şablonlardan yararlanırken, metinde kalan ve dosyanın gerçeğiyle örtüşmeyen hiçbir ifadenin bırakılmaması gerekir. Özellikle şüpheli veya sanık adına hazırlanan dilekçelerde, isnadı zımnen kabul eder görünen kalıpların dosyaya taşınması sonradan aleyhe yorumlanabilir.
Süreye bağlı başvurularda ise metnin mükemmel olmasından önce zamanında verilmesi gelir. Sürenin son gününe yaklaşıldığında, gerekçelerin ayrıntılandırılmasını beklemek yerine başvurunun yapılıp gerekçelerin tamamlanması yolunun değerlendirilmesi yerinde olur. Tutukluluk gibi kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen konularda, sürecin bir müdafi ile yürütülmesi hak kaybı riskini azaltır; bu konuda Adana ceza avukatı sayfamızdaki bilgilerden yararlanabilirsiniz.
Diğer hukuk dallarına ait dilekçe örnekleri için örnek hukuki dilekçeler ana sayfamıza dönebilir; suç duyurusuyla birlikte tazminat talebi de gündeme geliyorsa sigorta hukuku örnek dilekçeleri ile idari işlemlere karşı yapılacak başvurular için idare hukuku örnek dilekçeleri arşivlerini inceleyebilirsiniz.
Detaylı ve doğru bilgi için Av. Yakup Buğrahan SEVDİ ile görüşme randevusu almanız tavsiye edilir.
Bu Sayfayı Paylaş