İçeriğe geç
Adana Hukuk Bürosu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2713 K. | Avukatın özen yükümlülüğüne aykırılığından doğan tazminat davasında

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, vekalet sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun kapsamında olduğunu, avukata karşı açılan tazminat davasına tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini belirterek asliye hukuk sıfatıyla verilen kararı bozdu.

  • Hizmet Alanı

    Adana Ceza Avukatı

    Adana ceza avukatı olarak soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ifade, gözaltı, tutuklama ve itiraz süreçlerini yakından izliyor, savunmayı dosyanın her adımında birlikte kuruyoruz.

  • Hizmet Alanı

    Adana Boşanma Avukatı

    Adana boşanma avukatı olarak anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı davalarını takip ediyor, aile içi uyuşmazlıklarda haklarınızı özenle koruyoruz.

  • Hizmet Alanı

    Adana Miras Hukuku Avukatı

    Adana miras avukatı olarak veraset ilamı, tenkis, muris muvazaası, vasiyetname ve ortaklığın giderilmesi davalarını yürütüyor, miras paylaşımında hak kaybını önlemeye çalışıyoruz.

  • Hizmet Alanı

    Adana İş Hukuku Avukatı

    Adana iş hukuku avukatı olarak kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, işçilik alacakları ve mobbing uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve dava süreçlerini işçi ve işveren adına takip ediyoruz.

  • Hizmet Alanı

    Adana İcra Avukatı

    Adana icra avukatı olarak icra takibi, haciz, takibe itiraz ve alacak tahsili süreçlerini alacaklı ve borçlu yönünden yürütüyor, dosyanın her aşamasını size düzenli olarak bildiriyoruz.

  • Hizmet Alanı

    Adana Sigorta Avukatı

    Adana sigorta avukatı olarak trafik kazası tazminatı, kasko, değer kaybı ve maluliyet uyuşmazlıklarında sigorta şirketine başvuru, tahkim ve dava süreçlerini sizin adınıza yürütüyoruz.

  • Hizmet Alanı

    Adana İdare Hukuku Avukatı

    Adana idare hukuku avukatı olarak idari işlemlere karşı iptal ve tam yargı davalarını, kamulaştırma, imar ve memur disiplin uyuşmazlıklarını başvurudan karara kadar takip ediyoruz.

Karar künyesi

Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/4635, Karar No: 2026/2713, Karar Tarihi: 04.05.2026

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4635
Karar No
2026/2713
Karar Tarihi
Oy Durumu
Oy birliği
Hukuk Dalı
Tüketici Hukuku

Kararın tam metni

Karar Özeti

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, vekalet sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun kapsamında olduğunu, avukata karşı açılan tazminat davasına tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini belirterek asliye hukuk sıfatıyla verilen kararı bozdu.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, vekalet sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun kapsamında olduğunu, avukata karşı açılan tazminat davasına tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini belirterek asliye hukuk sıfatıyla verilen kararı bozdu.

Dairenin Tespiti

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 04.05.2026 tarih, E. 2025/4635, K. 2026/2713 sayılı kararının hüküm fıkrası:

"İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA"

Kararın tam metni

Kararın Tamamı

PDF Word

3. Hukuk Dairesi 2025/4635 E. , 2026/2713 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1518 E., 2025/1049 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/6 E., 2023/250 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak, davacı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin miktardan reddine ve temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/112 Esas ve 2014/8 Karar sayılı davası ile müvekkil adına 20.000,00 TL'lık tazminat davası açıldığı ve fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu, davalının zamanaşımı riskinin olduğunu bilmekte olduğu, 01.03.2010 tarihinde davayı açarken taleplerinin 11... gün sonra zamanaşımına uğrayacağını bilmesinea rağmen kısmi dava açtığını ve sadece 20.000,00 TL. talep ettiğini, müvekkilinin sürekli olarak yurt dışında bulunduğundan ve orada çalışıp ikamet ettiğinden vekili olan davalıya istediği masrafları karşıladığını, müvekkilinin eğitim durumu, zamanaşımı ve ıslah gibi hukuki terimlerin anlam ve sonuçlarını bilebilecek yeterlikte olmadığını, bu nedenle hukuki yardım almak maksadıyla davalıya vekalet verdiğini, sonuçta müvekkilinin hak kaybına uğradığını, hak edilen tazminat ve mahkeme masrafları hakkında icra takibi yapılıp yapılmadığını, iadesine karar verilen harçların alınıp alınmadığını, alacağın tahsil edilip edilmediğini de bilemediğini ileri sürerek; davalının görevini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle zaman aşımına uğrayan, mahkemece karar altına alınmayan, ıslah edildiği halde reddedilen ve müvekkilinin hakkı olduğu halde elde edemediği, yani uğradığı zarar aslı olan 138.240,00 TL'nın ıslah ile talep edilebileceği en son tarih olan 20.03.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi suretiyle tazminine, red/kabul oranına göre müvekkilinin fazladan ödediği, yani uğradığı zarar aslı olan (722,15 TL yargılama giderinden karşı taraftan istenebilecek 91,37 TL düşüldükten sonra bakiye) 631,58 TL.'nın, yine red/kabul oranına göre müvekkilin karşı tarafa ödemesine karar verilen yani uğradığı zarar aslı olan 124,92 TL yargılama giderinin ve karar gereği müvekkilin karşı tarafa ödemek zorunda olduğu, yani uğradığı zarar aslı olan 13.459,20 TL. vekalet ücretinin karar tarihi olan 09.01.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi suretiyle tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımını durduran veya kesen sebeplerin mevcut olmadığını, müvekkilinin davacıyı aydınlatmadığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin davacıyı en baştan itibaren zamanaşımı olabileceği hususunda bilgilendirdiğini, ancak davacının talebi dogrultusunda verdiği masraf miktarınca ilk etapta kısmi dava açıldığını, o dönemde belirsiz alacak davası hukuk sistemimizde yer almadığı için ancak kısmi dava açılabileceğini, dava 2010 tarihinde açılmış olmasına rağmen keşfin ancak 11.02.2013 tarihinde yapılabildiğini, bilirkişi raporuyla değer belirlendikten sonra da davacının ıslah harcını yatırdığını, müvekkili tarafından ıslah yapıldığını, zamanaşımı davalı tarafın ileri sürülmesine bağlı olduğunu, ıslaha karşı zamanaşımı konusunda, zaman zaman yargı kararlarında farklı uygulamalar olduğu gibi, doktrinde de farklı görüşler ileri sürülebildiğini, dava sırasında davalı taraf ıslaha karşı zamanaşımını ileri sürmüş ve bu kısım için dava reddedildiğini, ancak miktar belli olmadan davanın tam açılmamış olması müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, davacının talebi ve ilk aşamada masrafı kısmi davaya göre ödemesinden kaynaklanmadığını, kendisi baştan bilgilendirildiğini, karardan sonra da ayrıca bilgilendirildiğini, ilam örneğinin kendisine de teslim edildiğini, davacı taraf dava açmadan önce veya dava sırasında zamanaşımı gerçekleşmeden önce tespit ve kıymet takdiri yaptırarak keşfi beklemeden dava değerinin belirlenebileceğini ileri sürdüğünü, ancak bu konuda davacının bir talebi olmadığı gibi bu amaçla masraf da vermediğini, ayrıca eda davası konusu edilebilecek konuda öncesinde tespit davası açılmasının da usul açısından sorunlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın açıldığı dönem için belirsiz alacak davasının hukuk düzeninde mevcut olmaması dikkate alındığında dava değerinin belirlenmesi gerekliliği ile davalı vekilin raporun kesinleşmesini beklemesinin yerinde olduğu, dosyada keşfin dahi boşanmanın kesinleşmesinden sonra 10 yıllık zamanaşımından sonra gerçekleştiği, her ne kadar davacı yan sonradan doldurulduğunu iddia etmişse de davalı yanın müvekkilini zamanaşımı konusunda uyardığını gösteren evrakı mahkemeye sunduğu, işbu belgenin sonrada doldurulduğuna ilişkin iddia için bilirkişi incelemesi yapılmışsa da davacının alınan raporlara göre bu iddiasını ispatlayamadığı, davalı yanın vekilli görevini özen borcuna aykırı olarak yerine getirdiği ispatlanamadığı davacının zararının meydana geldiği ve öğrenildiği tarihin tazminata konu mahkeme dosyasına ilişkin olarak bu süreçte vekalet ilişkisinin azil, istifa gibi nedenlerle sona ermediği, dolayısıyla devam ettiği, söz konusu tebligatların da davacının vekili sıfatıyla davalıya yapıldığı, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre vekalet ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımı da işlemeyeceği, bu nedenle davalı yanın zamanaşımı itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; (istinaf başvurularının esastan reddine) karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili; davalı vekilin dava değerinin dava değerinin belirlenmesinin yasal süreyi aşacağını öngörmesi ve kendisinin bilirkişi incelemesi yaptırması ve bu bedel üzerinden süresi içinde davayı ıslah etmesi bir avukat olarak kendisinden beklenen özen sorumluluğunun sonucu olduğunu, süresi dolmadan işi üstlenen davalı avukatın kendisi bu riskin varlığını müvekkile bildirip masraflarını da alarak tespit yaptırıp bu tespite göre ve zamanaşımı dolmadan ıslahla müddeabihi artırmadığından müvekkili hak kaybına uğrattığını, hükme esas alınan belgedeki ifadelerin sonradan doldurulduğunu, davacının böyle bir talimatı olmadığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili; davayı reddi kararının doğru olduğu ancak gerekçenin hatalı olduğu, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığı, diğer taraftan davacı tarafın dava dilekçesi ve delil dilekçesi ile yemin deliline dayandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereği diğer taraf yemin teklifini kabul ettikten ve kabul beyanı yemin teklif edene ulaştıktan sonra yemin teklif edenin bu delilden vazgeçemeyeceği, yemin teklifini kabul beyanına rağmen mahkemenin müvekkiline yemin ettirmediğini, zamanaşımı ve yemin teklif gerekçelerinin de karara eklenmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, vekilin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (6502 sayılı Kanun) 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.

6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.

7251 sayılı Kanunun 59. maddesi ile, 6502 sayılı Kanunun 73. maddesinden sonra gelmek üzere “Dava şartı olarak arabuluculuk'' başlığıyla eklenen 73/A maddesi gereğince Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir.

6502 sayılı Kanunun 73/A-1.maddesinde a) Tüketici Hakem Heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, b) Tüketici Hakem Heyeti kararlarına yapılan itirazlar, c) 73. maddenin 6. fıkrasında belirtilen davalar, ç) 74. maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda ise dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde Mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde Mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.

Somut olayda, dava, vekalet ilişkisinden kaynaklanmakta olup davacı, aralarında akdedilen avukatlık ücret sözleşmesi gereğince özen yükümlülüğüne aykırı hareket eden davalı avukatın kusurlu hareketi nedeniyle alacağının zamanaşımına uğradığını iddia ederek zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Vekalet akdi 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun kapsamına alınmış olup, 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemesi görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Davanın 6502 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra, zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen arabuluculuğa başvurulmadan, 11.01.2022 tarihinde açıldığı ve bu bağlamda davaya bakmanın tüketici mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşılmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

Bu durumda mahkemece ayrı bir Tüketici Mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi, ayrı bir tüketici mahkemesi bulunmuyorsa davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken yazılı şekilde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bozma nedenine göre, taraf vekilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararı paylaşın

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, vekalet sözleşmesinin 6502 sayılı Kanun kapsamında olduğunu, avukata karşı açılan tazminat davasına tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini belirterek asliye hukuk sıfatıyla verilen kararı bozdu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4635, K. 2026/2713, 04.05.2026
https://www.ybshukuk.com.tr/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-2713-avukatin-ozen-yukumlulugune/

Yasal Uyarı

Emsal kararlar kendi somut olayına göre verilmiştir; sizin olayınızda sonuç farklı olabilir. Karar vermeden önce bir avukata danışmanızı öneririz.

Yorumlar

Yorum yap →

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yap

Yorumunuz e-posta doğrulamasından ve yönetici onayından sonra yayınlanır. E-posta adresiniz yayınlanmaz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz, yalnızca doğrulama için kullanılır.

Bu form Cloudflare Turnstile ile korunmaktadır. Yorum göndererek KVKK Aydınlatma Metni'ni okuduğunuzu kabul etmiş olursunuz.

Adana Avukat Hizmetleri

YBS Hukuk Bürosu - Hizmet Alanları ve Site Bölümleri

Adana avukat olarak sunduğumuz tüm hukuki hizmetleri, makaleleri, hesaplama araçlarını ve iletişim bilgilerimizi tek noktadan keşfedin.

YBS Hukuk Bürosu Adana Seyhan'da hizmet veren avukatlık ofisimize aşağıdaki kanallardan ulaşabilir, formu doldurarak randevu talebinde bulunabilirsiniz. Tüm görüşmeler avukat-müvekkil gizliliği kapsamındadır.

Telefon 0507 007 0 927 Hemen Ara WhatsApp 7/24 açık Mesaj Gönder
Ofis Adresi
Yenibaraj Mahallesi Bülent Angın Bulvarı Tamer Apartmanı No:42 K:7 D:19 Seyhan/Adana
7/24

Randevu & Bilgi Talep Formu

Mesajınız AES-256 + HMAC ile şifrelenerek saklanır. En kısa sürede dönüş yapılır.

Talebinizin türü

Mesajınız AES-256 + HMAC ile şifrelenerek saklanır.

/ 5000