Karar künyesi
Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2026/1939, Karar No: 2026/3725, Karar Tarihi: 06.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1939
- Karar No
- 2026/3725
- Karar Tarihi
- Oy Durumu
- Oy birliği
- Hukuk Dalı
- Miras Hukuku
Karar Özeti
Davacı mirasçının payına düşen değer kesinlik sınırını aştığından temyizin reddi kaldırıldı; muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil kararı oy birliğiyle onandı.
Davacı mirasçının payına düşen değer kesinlik sınırını aştığından temyizin reddi kaldırıldı; muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil kararı oy birliğiyle onandı.
Dairenin Tespiti
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 06.05.2026 tarih, E. 2026/1939, K. 2026/3725 sayılı kararının hüküm fıkrası:
"temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA"
1. Hukuk Dairesi 2026/1939 E. , 2026/3725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2826 E., 2025/2464 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/325 E., 2023/270 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, aksi takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacı; mirasbırakanları ...'ın 02.08.1996 tarihinde dava konusu 40 07... parselde yer alan taşınmazını tapuda satış göstermek suretiyle davalıya devrettiğini, devir işleminin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin taşınmazını devretmesini gerektirecek bir ihtiyacı olmadığını ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde bedele, o da olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş; cevaba cevap dilekçesinde ise 191 56... parsel sayılı taşınmaz bakımından da talepte bulunduğunu bildirmiştir.
Davalı; davacının babası ile kardeş olduklarını, ortak olarak 1987-1989 arası kaporta boya işi yaptıklarını, 1989 yılında ayrı dükkanlar açarak işlerini ayırdıklarını, murisin 1996 yılında eşinden boşandığını, yarı hissesinin olduğu kardeşinden oturdukları evi satmasını ve yarı hissesini vermesini teklif ettiğini, kardeşinin ise dava konusu arsadaki evin yarı hissesini takas teklif ettiğini, murisin ise aralarındaki anlaşmayla ev hissesi karşılığında 1/2 hisseyi devraldığını, yeni evlendiği için o dönemde ziynet eşyalarının bir kısmını bozdurup para da verdiğini, muvazaalı bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 400 07... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hissenin 02.08.1996 tarihinde davalıya devrinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının sübut bulduğu gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne; 191 56... parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede bu taşınmazın kooperatif hissesi olarak davalı ve muris tarafından ortak kazançla yatırım amacıyla satın alındığı, murisin hastalığı nedeniyle paraya ihtiyacı ve borçları sebebiyle davalıya devredildiğine dair davalı savunma ve davalı tanık beyanlarının devir tarihi itibariyle yerinde olduğu gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden açılan muris muvazaasından kaynaklı tapu iptal-tescil talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin 03.01.2002 tarihinde öldüğü, iki evlilik yaptığı, ilk evliliğinin 07.12.1989 tarihinde, ikinci evliliğinin ise 06.06.1996 tarihinde boşanma ile sonlandığı, davacının ikinci evliliğinden olma 27.01.1993 doğumlu kızı olduğu, murisin kayden maliki bulunduğu dava dilekçesine konu edilen üzerinde konut bulunan taşınmazı erkek kardeşine 24.08.1996 tarihinde temlik ettiği, her ne kadar davacının annesi olan ikinci eşinden boşandıktan dört ay sonra taşınmaz temlik edilmiş ise de murisin boşandığı eşi ile fiili birlikteliğini devam ettirdiği, "...kadına benden sonra mal kalmasını istemiyorum" demekle temlik işlemini mal kaçırmak amacıyla yaptığı iddiasının tanık anlatımıyla da teyit edildiği, murisin başkaca mal varlığı olduğunun kanıtlanamadığı, yargılama sırasında Ulusal Yargı Ağı Bilişim uygulaması üzerinden yapılan incelemede muris adına kayıtlı aktif mal varlığının tespit edilemediği, murisin mal satmasını gerektirir ekonomik ihtiyacı olmadığı gibi ikamet ettiği evin satılmasının da hayatın olağan akışına ters düştüğü, davalının ise temlik tarihi itibariyle bedeli ödediğinin de kanıtlanamadığı, öyleyse murisin kız çocuğundan mal kaçırmak amacıyla kayden maliki bulunduğu tek mal varlığının, tapuda satış gibi gösterilmek suretiyle temlik edildiği hususunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, temlikin 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında ve dava dilekçesinde yer almayan cevaba cevap dilekçesinde davaya dahil edilmek istenen taşınmaz bakımından da davayı genişletme yasağı ilkesi ve yöntemine göre açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle 191 56... parsel bakımından da davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki hükmün kuruluş biçiminde de aynı isabetin sağlandığını söyleyebilme olanağından söz edilemeyeceği; dava dilekçesinde yer alan çekişme konusu taşınmaz bakımından davanın kabulüne, yöntemine uygun şekilde davaya konu edilmeyen parsel bakımından davanın reddine karar verilirken yöntemine uygun açılmayan, yargılama sırasında harcı tamamlanmayan parsel bakımından davanın reddi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının belirtilen yönlere hasren kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 400 07... sayılı parselde yer alan taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının 1/2 pay bakımından iptali ile .... Noterliğinin 28.03.2023 tarihli, ... yevmiye sayılı mirasçılık belgesindeki 1/2 payı oranında davacı adına tesciline, dava konusu 191 56... sayılı parselde yer alan kargir iş yeri vasıflı taşınmaz bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, söz konusu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2026 tarihli ek kararı ile; davalının 11.12.2025 tarihli temyiz dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 366/1. maddesi yollamasıyla 346/1. maddesi uyarınca kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ve asıl kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Bilindiği üzere 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı açıktır.
Öte yandan pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda, dava değerinin davayı açan mirasçının payına isabet eden değer olacağı da kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
O halde, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince temyize konu 400 07... parsel sayılı taşınmazın devre konu 1/2 payının dava tarihi itibariyle keşfen saptan değerinin 324.0000,00 TL, bu değer üzerinden davacının 1/2 payına düşen değerin ise 162.000,00 TL olduğu, belirtilen değerin dava tarihi 2020 yılı itibariyle kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL'yi aştığı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 28.01.2026 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ayrıca harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 8.299,67 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararı paylaşın
Davacı mirasçının payına düşen değer kesinlik sınırını aştığından temyizin reddi kaldırıldı; muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil kararı oy birliğiyle onandı.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1939, K. 2026/3725, 06.05.2026
https://www.ybshukuk.com.tr/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3725-pay-oraninda-acilan-muris/
Yasal Uyarı
Emsal kararlar kendi somut olayına göre verilmiştir; sizin olayınızda sonuç farklı olabilir. Karar vermeden önce bir avukata danışmanızı öneririz.
Yorumlar
Yorum yap →Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Yorum Yap
Yorumunuz e-posta doğrulamasından ve yönetici onayından sonra yayınlanır. E-posta adresiniz yayınlanmaz.