Karar künyesi
Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/4736, Karar No: 2026/4247, Karar Tarihi: 16.04.2026
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4736
- Karar No
- 2026/4247
- Karar Tarihi
- Oy Durumu
- Oy birliği
- Hukuk Dalı
- Aile ve Boşanma Hukuku
Karar Özeti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davasından önce üçüncü kişiye satılan edinilmiş taşınmazda eşin borçlarının ve hakkında icra takibi bulunmasının, katılma alacağını azaltma kastıyla hareket etmediğini kabule yeterli olmadığını ve TMK 229 uyarınca katılma alacağına hükmedilmesi gerektiğini belirlemiştir.
Katılma alacağı davasında, eşin boşanma davasından dokuz ay önce sattığı taşınmaz yönünden talep, satışın borçları karşılamak için yapıldığı gerekçesiyle reddedilmişti. Daire, alıcı ile davalı arasında borç ilişkisine dair delil bulunmadığını, icra borcunun taşınmaz değerinin çok altında kaldığını ve başka mallar için de haciz bulunduğunu belirlemiştir. Taşınmaz TMK 229 kapsamında eklenecek değer sayılarak hüküm bu yönden oy birliğiyle bozulmuştur.
Kararın Öne Çıkan Tespitleri
- TMK 229, mal rejiminin devamı süresince katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerin rejimin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilmesini öngörmektedir.
- Daire, eşin borçlarının ve hakkında icra takibi bulunmasının, tek başına alacağı azaltma kastının bulunmadığını göstermeye yetmediğini belirlemiştir.
- Satışın yapıldığı kişi ile satıcı eş arasında borç ilişkisine dair delil bulunmaması kast değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.
- TMK 222/3 uyarınca bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılmaktadır.
Dairenin Tespiti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16.04.2026 tarih, E. 2025/4736, K. 2026/4247 sayılı kararında, borç savunmasının katılma alacağını azaltma kastı bakımından değerini şöyle belirlemiştir:
"buna karşın satışın yapıldığı 3. kişi ile davalı arasında icra takibi yahut başkaca bir borç ilişkisi olduğuna dair dosya arasında delil bulunmadığı gibi, taşınmazın mahkemece icra edilen keşif neticesinde devir tarihi itibari ile bedelinin 62.000 TL olarak belirlendiği, satışın yapıldığı tarihte, davalı hakkında 14.099,00 TL derdest icra takibi bulunduğu, ayrıca bu icra takibinde borcun tahsili için davalının aracına ve başkaca bir taşınmazına da haciz şerhi işlendiği, bunun yanında davalının 2015 yılı içerisinde kişisel malı niteliğinde başkaca taşınmazlarını da sattığı, hal böyle olunuca davalının borçlarının bulunması ve hakkında derdest icra takibinin varlığının, davalı tarafın alacağı azaltma kastı ile hareket etmediği hususunu kabule yeterli olmadığı, ... 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ... İli ... İlçesi 1 18... nolu parselde bulunan taşınmaz yönünden BOZULMASINA, 3.Davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi."
2. Hukuk Dairesi 2025/4736 E. , 2026/4247 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/720 E., 2025/723 K.
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Geyve Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2020/198 E., 2023/1044 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı kadın vekilinin ... İli ... İlçesi 1 18... nolu parselde bulunan taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 219. maddesinde edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak tanımlanmıştır.
TMK'nin 220. maddesinde de kişisel mallar sayılmış olup düzenlemeye göre, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler kişisel maldır.
TMK'nin 222/1. maddesi uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. TMK'nin 222/3. maddesi uyarınca da, bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş maldır.
Kural olarak, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK md. 235/1). Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" de göz önünde bulundurulur. TMK'nin 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir.
Ayrıca, ispat yükü TMK'nin 6/1. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesinde de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir./ Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece ... İli ... İlçesi 1 18... nolu parselde bulunan taşınmaz davalının hakkında icra takipleri bulunması nedeni ile borçlarının karşılanmasını sağlamak amacıyla satıldığı, davalının alacağı azaltma kastıyla hareket etmediği gerekçesi ile bu taşınmaz yönünden katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiş ise de;
Tarafların 1999 yılında evlendiği, 19.08.2016 tarihinde açılan boşanma davası neticesinde boşandıkları ve boşanma kararının 30.03.2018 tarihinde kesinleşti, 1 18... parselde kayıtlı taşınmazın satış sureti ile 21.11.2011 tarihinde davalı erkek adına tam hisse ile tescil edildiği, taşınmazın boşanma dava tarihinden 9 ay önce 18.11.2015 tarihinde 3. kişiye satıldığı, davalı tarafça bu satışın, kredi borcu, icra dosyasında yer alan borçlar ve ailenin geçimi için yapıldığını savunulduğu, buna karşın satışın yapıldığı 3. kişi ile davalı arasında icra takibi yahut başkaca bir borç ilişkisi olduğuna dair dosya arasında delil bulunmadığı gibi, taşınmazın mahkemece icra edilen keşif neticesinde devir tarihi itibari ile bedelinin 62.000 TL olarak belirlendiği, satışın yapıldığı tarihte, davalı hakkında 14.099,00 TL derdest icra takibi bulunduğu, ayrıca bu icra takibinde borcun tahsili için davalının aracına ve başkaca bir taşınmazına da haciz şerhi işlendiği, bunun yanında davalının 2015 yılı içerisinde kişisel malı niteliğinde başkaca taşınmazlarını da sattığı, hal böyle olunuca davalının borçlarının bulunması ve hakkında derdest icra takibinin varlığının, davalı tarafın alacağı azaltma kastı ile hareket etmediği hususunu kabule yeterli olmadığı, bu kapsamda Türk Medeni Kanunu'nun 229. Maddesi uyarınca edinilmiş mal statüsünde bulunan ... İli ... İlçesi 1 18... nolu parselde bulunan taşınmaz yönünden katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ... İli ... İlçesi 1 18... nolu parselde bulunan taşınmaz yönünden BOZULMASINA,
3.Davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/4247 K. Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmadan önce satılan taşınmaz katılma alacağı hesabına girer mi?
Borç ödemek için satış yapıldığı savunması yeterli midir?
Bu kararı paylaşın
Yasal Uyarı
Emsal kararlar kendi somut olayına göre verilmiştir; sizin olayınızda sonuç farklı olabilir. Karar vermeden önce bir avukata danışmanızı öneririz.
Yorumlar
Yorum yap →Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Yorum Yap
Yorumunuz e-posta doğrulamasından ve yönetici onayından sonra yayınlanır. E-posta adresiniz yayınlanmaz.